11 Şubat 2010 Perşembe

Derin Futbol, Derin Güçler


“Futbol, hiçbir zaman sadece futbol değildir” sözünü bu spor dalına ilgi duyan hemen herkes duymuştur ve bu söz dillere pelesenk olmuştur adeta.
Ezberlediğimiz bu söz son günlerde tekrardan hatırlara gelmekte. Maalesef getirilmekte !
Nedir bu sözü tekrardan gündeme getiren ?
Golsüz eşitlikle biten Kayserispor-Galatasaray maçının hakemi Tolga Özkalfa’nın yönetiminden şikayetçi olan Kayseri takımının Onursal Başkanı Mehmet Özhaseki, kulüpteki görevinin aksine futbolun onurunu lekeleyecek açıklamalara imza attı !
Aynı zamanda Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı olan Özhaseki, tehditvari açıklamalarla hakem Özkalfa’nın “düdüğünü astıracaklarını” söyledi. Bu eylemi, “Bizim hakkımızı yiyecek olan başka hakemlerle de gerektiği şekilde mücadele etmesini biliriz. Geçen sene Fenerbahçe maçında hakem Hakan Sivriservi bizimle uğraştı, düdüğünü astırdık Allah’a şükür” sözleriyle itiraf eden ONURsal başkan, bununla da kalmayıp meseleye siyasi konumunu da alet ederek “bizim de güçlerimiz” var diyebilmeyi kendisine yakıştırmıştır !
Türk futbolunda “hakeme düdük astırmak” yeni duyduğumuz bir deyim değil. Daha önce de kulüp yöneticilerinin yönetimini beğenmedikleri hakemlere, görevlerini bırakma çağrısı yaptıklarını veya federasyona karşı “ben bu hakemi sevmiyorum arkadaş, benim maçlarımı bu hakem yönetmeyecek” kabadayılığıyla adına ister, hakemleri baskı altına almak deyin ; ister federasyonu baskı altına almak deyin , başarısızlığı hakeme bağlama “içgüdüsüyle” hareket eden yöneticilerle nereye kadar gideceğimizi kestirmek zor ! Öyle ki, adeta bir refleks haline gelen “düdüğünü as” çağrısını hemen her maçtan sonra duymak, artık mide bulandırıcı hale geldi.
Yöneticinin çağrısıyla, hedef gösterilerek ve zor durumda bırakılarak düdüğü astırılan ilk örnek midir bilemiyoruz ama, 2003-2004 sezonunda Beşiktaş’ın deplasmanda 2-1 kazandığı Galatasaray maçından sonra dönemin Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın’ın çağrısıyla, Ali Aydın’ın hakemliği bıraktığını açıklaması, akıllarda en çok kalan ve en çarpıcı örneklerden. Centilmenliğiyle taraflı tarafsız hemen her kesimin takdirini kazanmış olan Canaydın daha sonra, Ali Aydın adına üzüldüğünü ve söylediklerinden ötürü pişman olduğunu belirtse de, belki de istemeden hakemlere düdük astırma furyasının başlamasına sebep olmuştur.
Bu masumane örneğin aksine bugün vahşi bir savaşın ortasında bulunduğumuzu söyleyebiliriz. Bir taraftan spora siyaset karıştırma hedefinde olanlar, her alanda kadrolaşırken futbolun kaymağını da yemeden mevkilerini kaybetmek istemiyorlar anlaşılan.
Ancak hakem seçen, atanan hakemi beğenmeyen ve kendi takımlarının maçını yönetmesinden bir yılı aşkın süre geçmiş olsa bile, yine aynı takımın maçına atanan hakemlere dahi tahammül edemeyen kulüp yöneticilerinin (özellikle büyük kulüplerin) bu hareketlerine karşı birilerinin de kendilerinde “sen futbolda büyüksen, ben de siyasette büyüğüm” gözdağını verecek cürreti bulacakları da acı bir gerçektir.
Belediye Başkanı’nın badem bıyıklarına bakınca, bahsettiği bu büyük gücü nereden aldığını aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz ! Ancak kendi ifadesiyle “ayaklarını denk alsınlar” deyimini ilk önce kendisi açısından değerlendirmesi gerekmektedir. Söylediği sözlerin altında kalmaması için kendisinin ve mensup olduğu siyasi konumun vazgeçilmez değil, gelip geçici, Türk futbolunun ve şu an için işgal ettiği (!) Kayserispor kulübünün ve Kayseri şehrinin kalıcı olduğunun bir an önce farkına varmasını şahsının iyiliği açısından şiddetle tavsiye ediyoruz...!

Share this


0 Comments