26 Şubat 2010 Cuma

Fenerbahçe 1-1 Lille

Ve bu sonuçla Fenerbahçe'de Galatasaray gibi Avrupa'ya veda etti. Veda etmesi belki sürpriz değildi de çünkü kadro kısıtlıydı, 2 tane kullanılabilir yedekle sahaya çıkıldı falan denilebilir. Fakat ben olaya farklı açıdan bakıyorum.Fenerbahçe neden kısıtlı kadroya mahkum kaldı. Ya da "denize düşen yılana sarılır" misali hiç şans verilmemiş oyuncularla sahaya çıkıp, elensek de normal sonuç olur havasındaydık. Lille takımında da önemli eksikler vardı. Ama neden biz bunu ön plana çıkartıyor yedeklerimize güvenmiyorduk.
Belki de Fenerbahçe'nin hiçbir hedefi yoktu bu maça çıkmadan.Örnek olarak Bakıyorum da sahaya çıkan Deniz Barış ve Selçuk Şahin 2'lisi yıllardır bu takımda ve ben bu 2 kişinin de Aziz Yıldırım'ın vaad ettiği 3 yıl üst üste şampiyonluk ve Avrupa'da yukarılara oynayacak bir futbol takımı projesinin kadrosunda bir parça olabileceklerine inanmıyorum. Neden mi inanamıyorum. Hemen istatistiklere bakarak açıklayayım. Selçuk Şahin, İstanbulspordan büyük umutlarla Fenerbahçe'ye 2003 yılında gelmiş, yani 7 senedir bu takımda ve sanıyorum ki Fenerbahçe'nin bu 7 senede oynadığı maçların % 80 inde yedek beklemiş veya kadroya girememiştir. Deniz Barış ise 2004 yılında Gençlerbirliğinden uğruna tazminat ödenerek gelmiş, onun da oynadığı maçların toplam maçlara yüzdesi Selçuk ile hemen hemen aynı veya daha azdır. Buraya kadar sorun yok. Peki bu kadar zamandır yedekler ve bu isimler yedek kalmayı kendilerine dert ediyorlarmı? Bence hayır. Kadroya girebilmek için yeteri kadar çaba sarfediyorlar mı? Yine hayır. Bunun üzerine diyebilirsiniz ki "Şans buldular mı ki kendilerini göstersinler. Bende size ön liberoda en felaket yabancılar olarak tarihe geçen Maldonado ve neredeyse kaldığı 1 sezonu sakat geçiren Josico'yu bile kesemediklerini hatırlatırım.
Üstelik bu oyuncular da durumlarının farkında olmalılar ki kendilerine düzenli forma giyebilecekleri bir takım aramak uğraşında bile değiller. Adeta ben yedek kulübesinde bütün bir sezonu geçiririm, arada 2 maç bana iş düşer paramı alıp keyfime bakarım zihniyetinde nasıl ilk 11 oyuncusu olurum hırsından yoksun bir durumdalar. Peki 6-7 senedir buna Fenerbahçe yönetimi nasıl katlanıyor. Avrupa ve lig şampiyonluğu hedefleri bu zihniyetle mümkün müdür? Acaba Fenerbahçe'nin mi bu zihniyetteki futbolculara , yoksa bu futbolcuların mı Fenerbahçe'ye ihtiyacı vardır.
Belki de herkesin her şeyin farkında olup kabullendiği bu durum , Fenerbahçe'nin kontratak dışında hiçbir silahı olmayan ve Fenerbahçe golü atana kadar yarı sahasından çıkmaya korkan Lille takımına elenmesine ses çıkartmamızı engelliyordur.

Yanlış anlaşılmasın ben bu 2 futbolcunun Lille maçındaki performansını eleştirmiyorum. Sadece bu futbolcuların kafa yapısının hedefleri olan Fenerbahçe takımında yeri olmadığını söylemeye çalışıyorum.

Share this


2 Comments
avatar

josico ve maldonado felaketine değinirken güiza'ya neden değinmedin anlamış değilim

Reply
Bu yorum yazar tarafından silindi. - Hapus