Ada Büyüsü Yerini El Clasico'ya Bıraktı !
Hazır İngilizler Şampiyonlar Ligi yarı finaline 7 yıl sonra takım sokamamış, bütün hafta herkes bir İngiliz takımını 4’leyen Messi’yi konuşurken, ada futboluna İspanya’nın son darbesi yarın akşamki El Clasico olacak. Bugün El Clasico için çeşitli sitelerde dolaşırken, dikkatimi bu maça olan ilginin her sezon giderek artması çekti. Sanki geçtiğimiz yıllarda Liverpool – Chelsea – Manchester üçlüsünün Premier Lig’de oynadıkları maçların yarattığı heyecan ortamı, günümüzde “El Clasico”ya kaymış durumda. Hatta buna kanıt olarak geçen hafta oynanan ve Chelsea’nin kazandığı Manchester United – Chelsea maçının bloglarda El Clasico’nun yarısı kadar bile yer bulamamasını gösterebilirim. Şimdi bu maç La Liga’nın kaderini belirleyecek, şampiyonluk maçı gibi bu maçın daha önemli olduğunu söyleyecek betimlemeler düzebilirsiniz. Ancak Manchester United ve Chelsea de İngiltere’de kafa kafaya şampiyonluk mücadelesi veriyor. Sonuçta demek istediğim bir zamanlar imrenerek izlediğimiz ve rakipsiz gördüğümüz Premier Lig’i, İspanya La Liga hafiften yakaladı ve hatta geçiyor gibi. İngiliz kulüplerinin borç batağında olmasının etkisiyle Premier Lig’den İspanya’ya göç eden Ronaldo, Henry, Diarra, Pique gibi yıldızların yanında, İspanya’nın futbol altyapısına yaptığı yatırımların ürünleri Sergio Ramos, Casillas, Iniesta, Messi, Granero, Garay, Busquets gibi isimlerin katılımıyla renklenen futbol şöleni “El Clasico” bilindiği üzere dünyanın en büyük rekabetleri arasında.
DÜNYA DERBİSİ "EL CLASICO"
Ancak "dünyanın en büyük derbileri" sayılırken Celtic-Rangers denir, Roma-Lazio denir, Boca Juniors-River Plate denir hatta Fenerbahçe-Galatasaray ve Olympiakos-Panathinaikos bile oluşturulan listeye eklenirken, yıllardan beri yalnızca İspanya’yı değil, bütün dünyayı kasıp kavuran El Clasico hiçbir zaman sayılmaz. Evet, belki “derbi”nin mantığı genelde aynı şehrin takımlarının karşılaşmasıdır. Ancak örneğin, Celtic-Rangers maçı, mezheplerin farklı olmasından dolayı bir derbi olarak görülür. Bu nedenle artık farklı şehir takımlarının hemşerilerinden bağımsız biçimde sivrilerek şampiyonluğa oynamaları, artık derbi kavramını en büyük takımların karşılaşması olarak değiştirmekte. Ayrıca birçok derbinin, bu kadar önemli hale gelmesinin bir diğer etkisi de politik ayrılıktır. Bu nedenle, takımlar için derbiler bir maçtan çok daha büyük boyutlara ulaşmaktadır.
Barcelona ve Real Madrid için de bu özellikler mevcut. Bilindiği gibi Barcelona Katalan Milliyetçilerin, Real Madrid Kralcıların takımı. Bir derbi olarak görülmesi için belki aynı şehirde değiller ama işin içinde siyaset isterseniz siyaset, çekişme isterseniz çekişme, karşılıklı kin ve nefret isterseniz hepsinden fazlasıyla var! Barcelona'dan Real Madrid'e transfer olan Luis Figo, ilk El Clasico maçında taraftarlar tarafından domuz kafası ile karşılanmıştı. 1950'lerin futbol efsanesi Alfredo Di Stefano'nun transferi konusunda ise iki kulüp yine karşı karşıya gelmiş, Kral Franco, her iki kulüple de ön anlaşma imzalayan Di Stefano'nun Barça'yla olan sözleşmesinin yok sayılmasını sağlayıp Arjantin’li yıldızı Madrid’in efsanesi yapmıştı. Karşılıklı maçlarda ise, örneğin, Camp Nou'da Devler Ligi'ndeki yarı final mücadelesinde Zinedine Zidane önderliğinde Madrid 2-0 kazanmıştı. Hampden Park (Glasgow)'daki dev finalde Real, B.Leverkusen'i geçerek o sene en büyük olmuştu. Barçalılar elenmenin yanında ezeli rakiplerinin kupayı kendilerini yenerek kaldırmanın azabındaydılar. Neler hissettiler, bilemiyoruz ! Peki geçen sene Bernabeu’da 6-2’lik hezimeti yaşayan Real’li oyuncuların psikolojisi ne durumdaydı ? Tüm boyutlarıyla El Clasico “Dünyanın En Büyük Derbileri” arasında yer almayı fazlasıyla hak ediyor. Katalanların “Barca”sı ile Kralcıların “Los Galacticos”u yarın akşam 207. Randevu için Santiago Bernabeu’da olacaklar. Ibrahimovic ve Kaka’nın oynayamayacak olması izleyicileri üzse de gene de maçın statüsü ve iki takımın aynı puanda ve ligin bitimine sayılı haftalar kala bu maça çıkıyor olması bizleri ekran başına bağlamak için yeterli.
Maça gelirsek , ilk yarıda Barcelona’nın 1-0 kazandığı maçta iki takımda oyuna kontrollü başlamış ve hatta beklenilenin aksine Real Madrid topa daha fazla sahip olmuş ve ilk yarıda önemli pozisyonları bulan taraf olmuştu. Real Madrid’in orta sahada kalabalık olması ve Kaka’nın gününde olması Real Madrid’i ilk yarıda öne çıkarmış fakat Ronaldo bulduğu fırsatları değerlendiremeyince ilk yarısı 0-0 biten maçın ikinci yarısında Ibrahimovic, attığı golle takımına galibiyeti getirmişti.

0 Comments