9 Ekim 2010 Cumartesi

FUTBOL, FAŞİZM, FADO !

 “Futbol asla sadece futbol değildir.” Evet artık değil. Evrimleşen dünya süreci içerisinde bu evrimin geldiği son nokta olan kapitalizm, hayatımızın içerisinde yer alan her şeye olduğu gibi futbolada el atmıştır. Öyle ki, Salazar Portekiz'inde diktanın devamını sağlamak için 3F yani Fado (Müzik), Fiesta (Dans) ve Futbol denklemi kullnılmıştır.Yani halkı Fado’yla uyutup, Fiesta’yla coşturup Futbol’la farklı kanallara yönlendirmiştir. Amaç bu iğrenç diktatörlüğün ve uygulamalarının Portekiz halkı tarafından eleştrilmemesidir.


Şanlı tarihimizde biz her zaman "SON BARİKAT" olmuşuzdur. Bu barikatta bazı gedikler de açılmıştır zamanla ama bunları da tamir etmek bizim elimizdedir. Senelerce bizi yürüyen paralar olarak görmeyen bir holding patronu yerine, bizden biri olan mütevazi bir başkanımız olmuştur. Şimdilerde kendi holdingini yönetebilmek için bizde staj gören birine emanetiz ama değişeceğine inancım tamdır. Senelerce profeyonel futbolculuğunun yanında amatör ruhunu satmayan, futbolcu olduğu kadar BEŞİKTAŞ'ımızın gerçek taraftarı olan, paranın BEŞİKTAŞ gibi bir değerden daha değerli olamayacağının farkında emekçi ve emektar futbolcularımız olmuştur. Şimdilerde bir BEŞİKTAŞ emekçisi misali aslanlar gibi oynayanlar durduk yere gönderilirken, tüm sezonu sakat geçirdiği halde, sezon sonunda çatır çatır pazarlık yapanlar olsa bile. Bazıları bu çarkın dişlilerinde ezilip taraftar olmayı sadece tribünde çekirdek yemek ve bir başkanın ağzından çıkanları lüks Kadıköy tribünlerinden seyretmek olduğunu sansalar da.

Tüm dünyaya ve Türkiye'ye dahi senelerce takım tutmanın, aşkın ve sevdanın ve hatta yüreğin ne demek olduğunu öğreten HALKIN TAKIMI'nın SON BARİKATI şanlı ÇARŞI'sı vardır ve var olacaktır. Evet futbol asla sadece futbol değildir ama biz de sizin bildiklerinizden değiliz. Sosyaliz, duyarlıyız, dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığın karşısındayız. Adamız, saygılıyız aynı zamanda "Hırtız", ısırırız. Biz yaparız. biz yıkarız. Çünkü biliriz “Yıkma dürtüsü en yaratıcı dürtüdür.” Evet biz futbolu sadece futbol olduğu için izlemiyoruz. Doğrularınıza karşı doğrularımız hodri meydan. Kapitalizmin yaratığı endüstriyel futbol karşısında. HALKIN TAKIMI BEŞİKTAŞ,SON BARİKAT,ÇARŞI....



Yazısını benimle paylaşan Beşiktaş'lı KARA ŞÜKRÜ'YE teşekürlerimi iletirim.

Portekiz öznelinde olan bu denklemin bir benzeri 20.yy'la beraber dünya genelinde uygulanmaya başlanmış, futbol artık endüstriyelleştirilmiş ve kapitalizmin ayakta kalmasını sağlayan bir araç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Tribün gelirlerinden oluşan mütevazi klüp bütçeleri; sponsorluk anlaşmaları, reklam gelirleri, yayın hakları gibi farklı gelir kaynaklarıyla devasa şekilde arttırılmış, şirketleşen, holdingleşen yeni canavarlar yaratılmıştır. Ve haddinden fazla bir para girmiştir artık işin içine, vahşileşme başlamıştır bir kere. Bununla beraber futbolun uygulayıcıları olan futbolcular içlerinde kalan amatör ruhlarını bir kenara bırakarak. Futbol takım yıldızında bir yıldız olmak için artık birbirlerini ezmeye başlamışlardır. Kapitalizm endüstrileştirdiği futbolda; kulüpleri şirket, yöneticileri holding patronu ve futbolcuları ise biyonik, bencil, vahşi birer idol haline getirmiştir. Futbol artık görsel bir şölenden çıkıp, dar gelirli aile çocukları ve aileleri için bir umut kapısı, bir at gözlüğü haline gelmiştir. Ve ne yazıktır ki bizim uyumamız, farklı şeyler düşünmememiz için yaratılan bu endüstriyel futbol canavarının ana finansörlüğünü kapitalizm bizlere yani taraftarlara vermiştir. Kendi cebinden para harcamadan bizi bizim paramızla vurmaktadır.Artık futbolcuların imaj danışmanları vardır saçlarına ve ne giyeceklerine bile onlar karar vermektedir. Bu danışmanların parası bizden çıkmalıdır.

Futbolcuları Seiko 5 saatler kesmemeye başlamıştır artık Rolex'ler lazımdır, finansör aslında yine bizlerizdir. Şampiyonluk kutlamaları artık Tarabya'da bir tavernada taraftarlarla değil bizlerin kapısından bile geçemeyeceği bazı discolarda kendi başlarına ama yine bizim desteğimizle kutlanmaya başlanmıştır. Maç bitiminde bir şekilde “inşallah”,”kısmet değilmiş” “ıııııı” şeklinde konuşan ve 3 kelimeyle her şeyi anlattığını sanan, lüks yaşamlı, amatör ruhun ne demek olduğunu bilmeyen gözünü para bürümüş, sadece ve sadece para için oynayan, takım ahlakının ve ruhunun onlar için önemli olmadığı ve bizim hayranlıkla baktığımız biyonik futbol starları yaratılmıştır. Mesela Beckham yaratılmıştır hepimiz aval aval ve hayranlıkla bakalım diye. Süper yakışıklı bir fizik, milyon dolarlık bir yaşam tarzı...Bu vahşi kapitalizmin yarattığı endüstri futbolunun vitrinine oturtulmuş en büyük manken olmuştur. Ve yerli ve yabancı bir çok bize benzemeyen insanlar bu vitrinde mankenlik yapmaya başlamıştır. Ve bu devasa endüstriyi finanse etmeye paramız yetmeyince Kapitalizm yine çözümü bizim üzerimizde bulmuştur. Maç biletleri mükemmel derecede pahalanmış, takım ürünleri el yakmaya başlamış, medyada neyi savunduğu belli olmayan futbol gazeteleri çıkarılmış, televizyonlarda da ne dedikleri belli olmayan, kimin kiminle neden tartıştığı anlaşılmayan güya ateşli takım yazarları, güya takımlarını savunuyorlarmış gibi yapmışlardır. Bize de o pahalı maç biletlerini ve takım ürünlerini almak, o iğrenç boyalı basına ve o programdan sonra birbirleriyle kucaklaşıp "nasıl kandırdık ama seyircileri" diye sevinen medya ve tetikçilerine reyting yaptırmak düşmüştür. Sonuçta o da bir gelir kaynağıdır bu vahşilik içerisinde ve para nasıl olsa yine bizden çıkmaktadır. Kısacası tribünde onların istediği gibi oturan, onların istediği gibi bağıran, yaşamın gerçeklerine göz kapayan ve onların istediği gibi para harcayan, koyun sürüsü gibi bir kitle görmek istemektedir.



Share this


0 Comments