Ayrımcılığın başkenti İzmir ve Başsemti Buca -2-
İzmir'e bakıldığında tarihinde Akdeniz olimpiyatlarına evsahipliği yapmasının getirisiyle kente kazandırılmış Atatürk stadyumunu görebiliyoruz, diğer emektar stadyumu ise Alsancak.
Şehrin genelinde kalite düşüşü ve kültüren deformasyon plan ve projelerinin, belediyelerin rant çarpışmalarıyla parçanıp, ayrıştırılıp farklı bölgelere yapılandırılması ile mevcut düşüncesi ve siyasi duruşuyla yıkılmayan kale olan İzmir'in içerisinde kolay kalelerde, bölünmüş belediyelerde, adı sanı duyulmadık tarihi ve mazisi olmayan öne çıkarılmak istenilen semtlerin belediyelikleri döneminde ufak ama psikolojik dengeleri bozacak galibiyetler alınmak isteniliyor. Spor hakkında yazışıyoruz daha çok ancak o konulara gelene kadar önümüzde uzun bir kulvar var.
Demografik yapıdaki dengelerin kökten değişebilmesi adına mücadele eden çeşitli odakların yarattıkları dünya çok farklıydı. Alsancak Kıbrıs Şehitlerinde yürürken sağda solda seyyar satıcılar, geceleri en az 20 civarı kokoreç ve kepapçı ne ifade etmektedir sizler için. Bu resim Alsancak artık fethedildi bazı alanlarında demekten başka birşey değildir. Devletimizin Alsancak'ta ve Kordon'da birçok gece kulübünü af yöntemi ile birçok pkk itirafçısına vermiş olması, semtte travestilerin kol geziyor olması, insanların kültürel olarak derinliklerini yaşadıkları sosyal zenginlik alanı olarak baş göstermiş bir semtin yok ediliyor olmasını izliyoruz. Böylemi olması gerekiyordu peki? Kültür merkezleri, sosyal tesisler, aktivite alanları, iyiden iyiye rakamsal olarak çoğalabileceğini kimileri söylemeye kalksa da içerik anlamında çok ötelerde ve uzaklarda artık. Görünümün ve kalitesinin azalmasının anlatılmak istenilen sonucu bir ufak taksim, bir ufak kültürsüzlük döngüsü oturtulmaya çalışılmıştı. Eskisi gibi rahat değildi hiç kimse, rahat rahat gezemiyor, yürüyemiyor, saatler ilerledikçe tedirginlikler yaşanıyordu. İzmir'in entellektüel insanları bu içi boşaltılan döngüden yılın uzun süreçlerinde uzak durmaktaydı. Ülkenin en rezil seyir zevkine ulaşılan stadyumu Atatürk stadyumu adına yakışmayan bir şekilde GSGM lüklerince İzmir'in sportif anlamda başarısızlığının en temel gerekçelerinden birisi olmaya devam ediyordu. Yüksek stadyum kiraları, köhnemiş altyapısı, rezalet zemini ile artık yıkılıp yerine yenisinin yapılması gereken bir hale bürünmüştü. TFF Başkanı Mahmut Özgener bu durumu dillendirdi, stadyumun yıkılması ve yenisinin çağdaş bir halde yapılandırılmasını dile getirdi. Demez olaydı, GSGM stadyumun yapımında çalışan şantiye şeflerine kadar bulup stadyumun zemininin balçık olduğunu, stadyumun temelinde zemine birçok kazık oturtulduğunu ve yıkılırsa su baskınları ve bir bataklığa dönüşme olasılığını anlatmaktaydı. Adeta birileri olan biten oyunlarıyla İzmir'in geri kalmışlığının resmi olan stadyum vaziyetlerindeki sürecin de devam etmesi adına ellerinden geleni yapmaktaydı. Alsancak stadyumunun birçok takıma evsahipliği yapması yanısıra zemininin de bunu kaldıramaması ve Buca Arena stadyumunda Emniyetin istediği sekiz farklı girişten çok daha verimsiz tek geliş ve tek gidiş yolunun bulunduğu yapısıyla süper lig maçlarının oynanması adına yetersizliğinin de görünmüyor olması ayrı bir komedidir.
Şehrin işlevselliğini kaybeden otelleri, işmerkezleri gibi dev fuar alanı ve yanındaki bir dönem kurulmaya kalkılan dünya ticaret merkezi projesinin durmuş inşaa alanıyla da bir başka mağlubiyet alanıdır şehrin dengelere karşı.
Şehrin yaratılan ilçelerini tarihinden bağımsız halde destekleyen İzmir dışı odaklar yapıyı bozmak adına herşeyi deneseler de çok daha farklı başka alanları da vardı tarihsel olarak şehrin iç karışıklığa yönelmesinde. Spor kulüpleri, Karşıyaka'sı ve de Göztepe'si güzide iki kulübüdür İzmir'imizin. Ancak şöyle bir durum vardır ki fanatizm açısından çok üst derecede olan bu çekişme hazırlık maçı dahi yapmalarına engel olabilen bir şekilde tanıtılmaktadır artık çağımızda. Şehrin ilçelerinde farklı takım atkılarıyla gezdiğinizde başınıza büyük belalar alabiliyor olmanız, anlam verilemeyen bir şiddet içgüdüsüdür. Her alanda zayıflayan genel şehir iradesinin spor kulüplerinin unutturulması, üst liglerden aşşağılara çekilmesi, insanların spor yapmaya özenmesini de olumsuz tetiklemektedir. İzmir'in iki yakasına hitab eden ve tarihinde kalmış o siyasal etnik ve kültürel çatışmalarının artık günümüzde sadece sportif anlamdaki kümeleşmeleri söz konusudur. Altay gibi derin ve Türk futbolu içerisinde iyi yapılanmış bir kulübünü ise yabana atmamalıyız. Metin Oktay'ı yetiştirmiş Türk futbolunun önemli alt yapılarından olan İzmirspor ise bu sezon amatör kümede mücadele etmeye başlamıştır.
Göztepe kulübü efsaneleri fuar kentleri kupasında elde etmiş olduğu başarıları babalarınının, dedelerinin torunlarına, çocuklarına anlattığı bir anı olarak anımsanarak kalmasında genel ülke derinliklerinde yatan İzmir düşmanlığından başka bir temel ile açıklanamayacak durumu söz konusudur. Amatör kümeye kadar bilinçli olarak düşürüldüğü söylenen Göztepe'nin taraftar grupları arasında da artık bambaşka çatışmalar başlamıştır. Tepecik (eski amigoları, öncesinde bir dönem Bucaspor amigoluğu'da yapmış İsmail) grubu ile Güzelyalı, Yalı taraftarı son 20, 30 sene içerisinde oluşan ve yapılanan bir semtin Tepecik grubunun tribünde her türlü etkinlik ile öne çıkıp kaba tabiriyle çökmesi sonucunda kendi tribününde dahi bölünmüş bir haldedir. Öyle ki kulübün yıldönüm kutlamalarında dahi Güzelyalı sahilinde çıkan olaylarda silahli birçok yaralanma söz konusu olmuştur. Göztepe ekibinin İzmir'in en çok desteklenen Altay'dan sonra (bu yerel yönetim ve idari anlamda desteklenmesi anlamındadır) ikinci kulüp olması ve İzmir'in birçok ilçesinde dernekler açması ile faal olarak yayılmacı politika ile değişik bir yapılandırılması söz konusudur. Kulübün başına Akp tabanına çok yakın çizgisi ile Altınbaş holding'in satın alarak gelmiş olması ekibin Güzelyalı semtinin Cumhuriyetçi gruplarınca uzun ama susturulan protestolarına uğrasa da, verilmek istenilen mesaj "Akp tabanına yaklaşmazsanız yok edilir amatör kümelere kadar düşürülürsünüz" ün sportif derinliklerde yapılandırılmasıdır. Göztepe takımını ve Karşıyaka takımını süper ligde Bucaspor ve Altay ile birlikte şampiyonluk mücaleleri içerisinde yer alırken gördüğünüz gün, ülkenin futbolunun menjerinden, mafyasından, siyasetçisinden arındığı gün ve her kupaya talip olduğumuz gün olacaktır. Göztepe taraftarı Kamil Uçar'ları ve Yeni Asır gazetesinin kendilerini satın aldığı günlerin ardından amatör kümeye kadar düştüklerini unutarak Altınbaş'a sarılmamalarını temenni ederim. Ülke futbolu adına. Siyasal ve mafya desteği oladan şampiyon çıkartabilecek tek şehir olan İzmir eski günlerine, tesisleşerek, stadyumlarını mühürleyenlerle mücadele ederek gelebilir. Yarın şehir medyasının tmsf ye geçen seslerinden, direnen ve tarafsızca yayın yapan Cumhuriyet Ege çizgisine kadar başka alanlarda sizlerle olmaya devam edeceğiz. Unutmadan Karşıyaka ve Göztepe arasındaki birçok derinliği daha çok ince detaylarıyla inceleyeceğiz, Karşıyaka'yı da derinlemesine anlatacağız. Şuan Karabükspor - Bucaspor müsabakasını izlemek adına yola çıkıyorum...

0 Comments