Altyapılarımızın aynası Batuhan.
Batuhan Karadeniz… Nam-ı diğer Batugol… Beşiktaş onu 15 yaşında profesyonel yaptığında onun ne diğer yaşıtları gibi toprak sahalarda kendisini göstermeye, ne de kendisini büyük kulüplere kanıtlamak için zamana ihtiyacı vardı. Onun tek yapması gereken, ona bu yaşta bu şansı verenlerin yüzünü kara çıkarmamak ve Beşiktaş’ın kazanacağı başarılarda pay sahibi olabilmek olacaktı.
Ona bunları yapması için şanslar da verilmedi değil. Her turnuvada, her organizasyonda forma şansı verildi ona, hatta Old Trafford’da bile sonradan oyuna aldı onu Mustafa Denizli. Bu maçta da iz bıraktı Batuhan Karadeniz. Ama futboluyla değil, şampiyonlar ligi tarihinde oyuna girdiği andan itibaren en kısa sürede sarı kart gören oyuncu olmayı başardı. 74’te oyuna girdi ve tam 14 saniye sonra hakeme itiraz nedeniyle sarı kart gördü. Yani o futbol oynamak yerine kendisine bambaşka bir yol seçti. Kimsenin o yeteneklere sahip bir genç oyuncuyla özdeşleştiremeyeceği bir rol benimsedi kendisine.
2008 yılında World Soccer Dergisi’nin geleceğin en yetenekli 3 oyuncusu arasında gösterdiği Batuhan Karadeniz, aradan geçen yıllara rağmen kendisinden beklenen gollerinden çok, saha dışında yarattığı profiliyle ön plana çıkmaktan hoşlanıyor. Egosunu attığı gollerden çok, geçtiği kırmızı ışıklarla tatmin etmeye çalışan, bomboş bekleyen Higuain’e pas vermediği pozisyon için “Kral yapmayacaksın, kral olacaksın,” şeklinde demeçler veren, kendisinin aksine futboluyla efsane olan Guti’ye “Naber lan Guti” şeklinde selam veren bir futbolcu. Bunlarla kendisini tatmin ediyor olmalı. Tepkilerden, eleştirilerden hiçbirini üzerine almıyor ve umursamaz tavırlarla kendi rolünü oynamaya devam ediyor.
Ona bunları yapması için şanslar da verilmedi değil. Her turnuvada, her organizasyonda forma şansı verildi ona, hatta Old Trafford’da bile sonradan oyuna aldı onu Mustafa Denizli. Bu maçta da iz bıraktı Batuhan Karadeniz. Ama futboluyla değil, şampiyonlar ligi tarihinde oyuna girdiği andan itibaren en kısa sürede sarı kart gören oyuncu olmayı başardı. 74’te oyuna girdi ve tam 14 saniye sonra hakeme itiraz nedeniyle sarı kart gördü. Yani o futbol oynamak yerine kendisine bambaşka bir yol seçti. Kimsenin o yeteneklere sahip bir genç oyuncuyla özdeşleştiremeyeceği bir rol benimsedi kendisine.
2008 yılında World Soccer Dergisi’nin geleceğin en yetenekli 3 oyuncusu arasında gösterdiği Batuhan Karadeniz, aradan geçen yıllara rağmen kendisinden beklenen gollerinden çok, saha dışında yarattığı profiliyle ön plana çıkmaktan hoşlanıyor. Egosunu attığı gollerden çok, geçtiği kırmızı ışıklarla tatmin etmeye çalışan, bomboş bekleyen Higuain’e pas vermediği pozisyon için “Kral yapmayacaksın, kral olacaksın,” şeklinde demeçler veren, kendisinin aksine futboluyla efsane olan Guti’ye “Naber lan Guti” şeklinde selam veren bir futbolcu. Bunlarla kendisini tatmin ediyor olmalı. Tepkilerden, eleştirilerden hiçbirini üzerine almıyor ve umursamaz tavırlarla kendi rolünü oynamaya devam ediyor.
Batuhan bu tavırlarına devam ederken geçtiğimiz hafta “Batuhan devre arası Beşiktaş’a dönüyor” haberleri yer almıştı basında. Yani bir bakıma Batuhan’a yeniden yuvaya dönme şansı verilecekti. Futbolla ilgili olan, Batuhan için olumlu olumsuz bir şeyler düşünen herkes bu haber için çeşitli yorumlar, varsayımlar yaparken bu haber Batuhan’ın umurunda mıydı acaba? Hiç sanmıyorum!.. O, yine kendisini tatmin etmeyi başardı bu hafta sonu.. Kasımpaşa maçında takımı atak yaptığı sırada topsuz alanda rakibi Merthan'ın dizine kramponunun çivilerini geçirerek onu devre dışı bıraktı ve golünü attı. Bana göre Beşiktaş’a layık olmadığını bir kez daha kanıtladı. Attığı tekme bir yana, o gole pişkin pişkin sevinirken kümede kalma mücadelesi veren Kasımpaşalı futbolcuların itirazlarından sarı kartları görmesi maçı izleyen herkesin içindeki futbol ruhunu zedeledi. Fakat zedelese ne olur? Batuhan bundan ders çıkartacak mı? Yine hayır!..
Durum böyleyken şu sorunu görmezden gelemeyiz. Altyapılarımızda futbol eğitimi verirken küçük yaştaki futbolcu adaylarımıza mental eğitim ne derecede veriliyor? Çocuk yaşta sahaya sürülen bu futbolcular neden büyülü ortamda bir anda kendilerini kaybedebiliyorlar? Bu soruların cevabının temelinde Türk futbolunun altyapı sistemindeki çarpıklıkların yattığı gerçeğini hepimiz biliyoruz. Onlara sadece “al bu topu oyna, kendini geliştir” mantalitesiyle bakan takımlarımızın her transfer döneminde “Türkiye liginde bu topçudan 50 tane getiririm” tarzı yabancılara milyon dolarlar vermesi gayet normal. Altyapı demek, eğitim demek sadece pratikte kaldığı sürece dün Tarık Daşgün, Okan Koç gibi isimler bugün ise Batuhan Karadeniz gibi genç yaşta parlayan yetenekler kendilerini popülaritenin ortasında bulduklarında Türk futboluna hiçbir şey veremeden yeşil sahalarda sönen yıldızlar haline dönüşmeye devam edeceklerdir. Gönül ister ki, Batuhan için geleceğe olumlu bakabilelim, güzel şeyler söyleyelim, suçu başkalarında arayabilelim ancak bunu söyleyebilmek şu geçen zaman içinde pek de mümkün olmadı, olamıyor. Ama dediğim gibi, tek suçlu Batuhan değil. Spor kulüplerimizin nadide başkanları bilmeliler ki günlük şov uğruna getirdikleri yabancılar, yıldızlar için onları bugün 10 kişi alkışlıyor, takdir ediyorsa altyapıda yapacakları en ufak bir kıpırdanmada o 10 kişi 100 kişi olacak ve o takımın Türk futboluna kazandırdığı her bir isim için kendileri bir kez daha saygıyla anılacak…

0 Comments