Yıldızlara Yolculuk
Bundan tam 1 yıl önce, "Portekiz'in en iyi oyuncuları kim?" sorusuyla karşılaşan herkesin listesinde eminim ki Quaresma ve Simao'dan birisi yer alırdı. Hatta şu anda bile Avrupa'nın en güçlü milli takımları arasında yer alan Portekiz'in en iyi oyuncularını saymaya kalksak, çoğunluğun aklına ilk olarak Ricardo Carvalho, Cristiano Ronaldo, Nani, Simao Sabrosa ve Ricardo Quaresma beşlisi gelir. Saydığım bu 5 oyuncunun şu anda forma giydiği kulüpler ise Manchester United, Real Madrid ve Beşiktaş... Olaya sırf bu yönüyle baksak bile Beşiktaş'ın ne kadar büyük transferler yaptığı gözler önüne seriliyor. Her şeyden önce böyle büyük yıldızları Türkiye'ye getirebilen Beşiktaş yönetimini kutlamak gerekir...
Quaresma ve Simao ikilisine nazaran yıldızları onlar kadar parlamasa da Portekiz futbolunun yarattığı ve son yıllarda Avrupa'nın önde gelen liglerinde ses getiren diğer Portekizli yeteneklerinden olan Hugo Almeida ve Manuel Fernandes'i de işe kattık mı, Beşiktaş'ın Portekiz harekatının ne denli büyük olduğunu görmezden gelemeyiz. Guti'den ise bahsetmeye gerek bile yok. Onda bu 4 yetenekli futbolcuya orkestra şefliği yapacak yetenek fazlasıyla mevcut. Buraya kadar her şey çok iyi, çok güzel... Kafamızda tasarladığımız Beşiktaş 11'i mükemmele yakın, sorunsuz ve yenilmez görünüyor... "Peki ya gerçekten öyle mi?"
Beşiktaş bu transferlerle mükemmel bir takım mı oldu? Bence hayır… Mesela Beşiktaş’ın sağ bek ve kaleci ihtiyacı Necip-Ernst-Aurelio-Fink’in olduğu ön libero pozisyonundan daha fazla… Fernandes’in gelmesiyle birlikte Fink’le yollar ayrılıyor. Halbuki daha 4 ay önce bu mevkiye merhem olması için Mehmet Aurelio getirilmişti ve ön libero rotasyonunda her şey yolunda gözüküyordu. Fernandes’in adı henüz transfer gündeminde geçmeden Beşiktaşlılar arasında “Hangi mevkide transfer istiyorsunuz?” anketi yapılsa ön libero seçeneği açık ara sonuncu olurdu. Bir başka deyişle Beşiktaş yönetimi devre arasında eline geçen merhemi yaralarına sürmek yerine Türkiye'ye getirebildiği yıldızları getirerek sağa sola savurmak gibi bir yöntem kullanıyor.
Çok değil, geçen sezon aynı yöntemi Galatasaray da yapmıştı. Takımın birçok bölgesi zayıf olduğu halde yönetim Keita,Baros, Elano, Kewell ve hatta Emre Çolak’ın bile dönem dönem kullanıldığı kanatlar için Dos Santos’u kiralamış, forvet hattına ise Jo’yu getirerek takımın en formda isimlerinden birisi olan Shabani Nonda’yı yabancı kontenjanı için kurban seçip, sözleşmesini fesh etmişti. Sonrasını ise anlatmaya gerek yok. Nonda’nın gidişinden bu yana sakat Baros’un alternatifini bulundurmayan Galatasaray, şimdilerde forvetsiz oynuyor… Devre arası büyük hamleler yapmasına rağmen Galatasaray takımı ikinci yarıda daha da kötü gitmiş ve beklentileri çok yüksek bir takımla sezonu şampiyonlar ligi vizesi alamadan bitirmiş, sezon sonunda da girdiği bu mali yükün altında kalarak daha çok bonservisi elinde olan ve geçtiğimiz yıllara göre daha mütevazi futbolcularla sezona başlamak zorunda kalmıştı.
Şimdi yeniden bu seneki Beşiktaş’a dönelim. Quaresma ve arkadaşları, orkestra şefi Guti, kurt hoca Schuster… Dediğimiz gibi her şey çok iyi, çok güzel görünüyor. Ancak hiçbir kadro başarısız olması için kurulmaz ve ilk yarıda Beşiktaş’ın şampiyonluk yolunda kaybettiği avantajın yüzdesi çok fazla. Bu ortamda, bu kadar maliyetli ve yüksek egolu bir takımın sezon sonu şampiyonlar ligine katılamaması ve yarım sezonluğuna sürgüne yollanan yabancı futbolcuların elden çıkartılamaması halinde sezon öncesi kampına başlayacak olan bir Beşiktaş’ı düşündüğümüzde, sonunun geçen sezondan bu yana süre gelen Adnan Polat yönetimi ve başarısızlıklarına benzer yönler taşıdığını görmemek mümkün değil. Quaresma ve Guti’nin yokluğunda puan kayıpları yaşayan ve ilk yarının sonunda daha mütevazi Bursaspor ve Trabzonspor kadrolarından puan olarak fark yiyen Beşiktaş’ın en büyük sorununun kadrosunun homojen olmaması olduğu apaçık ortadayken, yapılan transferler ne kadar büyük olursa olsun yararlı ve doğru olmuyor. Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Basketbol takımında sadece Iverson’ın parasını alırken diğer oyunculara aylardır ödeme yapılmaması, ödeme yapılsa bile kadrodaki dengesizlik Beşiktaş Cola Turka’nın dünyaca ünlü bir oyun kurucuya sahip olmasına rağmen en kötü sezonlarından birisini geçirmesine engel olamıyor. Dünya Kupasında Messi'li, Tevez'li Arjantin'in daha mütevazi bir kadrosu olan Almanya'dan fark yediğini de hatırlatmak gerek. Bunun yanında dünya futbolundaki değişmenin bir diğer sonucunun da yıldız oyuncu kavramı olduğu gerçeği var. Artık yıldız oyuncu kavramından çok takım oyununun ön plana çıkarttığı yıldızlar futbolun vitrininde. Futbol takımları sahaya çıktıklarında mevcut olan takım olma olgusu, yıldız oyuncuya sahip olmaktan daha önemli. Artık Türk futbolunu yönetenlerin bunu öğrenmesi gerekiyor. Takım oyununa uyum sağlayan oyuncu otomatik olarak yıldız oyuncu olur, takım oyunu içinde kaybolup giden yıldız oyuncu ise sadece günü kurtarır…

0 Comments