Bucaspor Kulübü Avukatı Emin Özmen İle İzmir "İl Güvenlik Kurulu" Seyirci Kısıtlaması Kararının Hukuki Boyutu Hakkındaki Söyleşimiz
Bucaspor Kulübü Avukatı Emin Özmen İzmir İl Güvenlik Kurulu'nun aldığı karar ile ilgili sorularımızı yanıtladı. Ege Medyası "Cumhuriyet Ege" dışında konuya yer vermeyince kamuoyunu aydınlatmak için böyle bir söyleşi gerçekleştirdik. Üretmeyen ve İzmir'i uyutan bazı "yandaş" İzmir gazetelerine ise söyleşimizi kaynak belirtmeden kullanmaları durumunda hukuki yollara başvuracağımızı belirtmeliyiz! Bizlere zamanını ayıran ve sorularımızı yanıtlayan Emin Bey'e sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Söyleşimize sizleri daha fazla bekletmeden geçelim isterseniz.
Bursaspor maçında alınan İl Güvenlik Kurulu Kararı'nın hukuki boyutunu kurumun yetkileri içerisinde bizlere açıklarmısınız?
İl Güvenlik Kurulları, 5149 sayılı SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN’a ve bu kanun uyarınca hazırlanan aynı isimli YÖNETMELİK hükümlerine göre ve yönetmeliğin 5.maddesinde yazılı kişilerden oluşmaktadır.
Kurul “…her ilde vali veya vali yardımcısının başkanlığında belediye başkanlığı, il jandarma komutanlığı, il emniyet müdürlüğü, gençlik ve spor il müdürlüğü, ilgili federasyon, il sağlık müdürlüğü temsilcileri ve gerekli görülecek spor kulüplerinin yetkilileri ile basın kuruluşlarının ve ilgili kamu kuruluşlarının temsilcilerinden…” oluşur ve “…il ve ilçelerde yapılacak bütün spor müsabakalarında alınması gerekli güvenlik tedbirlerini…” belirler.
Kurulun görev ve yetkileri, yönetmeliğin 5. maddesinde belirtilmiştir.
a) Spor müsabakalarında güvenliğin ulusal mevzuatımız ve uluslararası kurallar çerçevesinde sağlanması amacıyla teknik alt yapının oluşturulmasını ve uzman personelin görevlendirilmesini sağlamak,
b) Spor güvenliğinden sorumlu olan kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak,
c) Spor müsabakalarında kültürel ve etnik faktörlere dayalı kötü tezahürat ve taşkınlıkların önlenmesine dair tedbirlerin alınmasını sağlamak,
d) Haklarında adli veya idari merciler tarafından spor saha ve/veya tesislerine girme yasağı bulunanların, spor tesislerine girmelerinin engellenmesi için gerekli tedbirleri almak, aldırmak,
e) 5149 sayılı Kanuna aykırı eylemde bulunanlar hakkında resen veya kendisine gelen şikayet ve ihbarlar üzerine inceleme yapmak, inceleme sonucunda hazırlayacağı raporu mahallin en büyük mülki idare amirine sunmak,
f) Müsabaka alanı ile seyir alanı arasına fiziki engellerin konulmasına veya kaldırılmasına karar vermek,
g) Müsabakada görevlendirilecek genel kolluk personeli ile 5149 sayılı Kanunda belirtilen süre içerisinde oluşturulacak özel güvenlik personelinin sayıları ve görev saatini belirlemek,
h) Uluslararası federasyonların talimatlarının uygulamaya konulması ve gerekli ek önlemlerin aldırılması konusunda ilgili federasyonlarla işbirliği yapmak.
------------------
İzmir İl Güvenlik Kurulu’nun, Bucaspor-Bursaspor karşılaşmasında, misafir takım taraftarlarının da bulunduğu kale arkası tribünlerine Bucaspor taraftarı alınmaması kararının gerekçesini bilemiyorum. Ancak olsa olsa yukarıdaki ( C ) maddesi uyarınca “…kültürel faktörlere dayalı taşkınlıkların önlenmesini…” gerekçe olarak düşünmüş olabilirler. Çünkü başka bir madde kapsamına girmediğini düşünüyorum.
Bu karar bir "emsal" "içtihat" oluşturabilir mi Türk sporunda?
Öncelikle İl Güvenlik Kurulu kararını onaylamadığımı, doğru bulmadığını beyan edeyim.
Benim duyumlarıma göre, BUCARENA‘nın uzun uğraşlardan sonra Süper Lig Maçlarına açılması esnasında, az seyircisi olan takımların maçları için izin verilebileceği, çok seyircisi olan ve/veya iddialı maçların burada oynanmasının güvenlik açısından uygun olmadığı sözlü olarak söylenmişti. Fakat Bursa maçı için Yönetim Kurulu ve Başkan, maçın BUCARENA da oynanması için çok fazla baskı yapınca, oynanma kararı ancak bu şekilde onaylanmış.
Diğer taraftan İl Güvenlik Kurulu kararları mahkeme kararı değildir. Sadece idari nitelikli bir karardır. Bu nedenle teknik olarak emsal ve/veya içtihat olamaz. Ancak bu kararın iptali amacıyla bir dava açılabilir. Bu dava idari yargı mahkemelerinde açılır. Ancak mahkeme kararı en az 7-8 aylık bir sürede alınabilir. Karar çıktığında maç oynanmış olur. Alınacak karar , daha sonra oynanacak olan maçlara emsal teşkil etmez.
Fakat bu kararın uygulanması durumunda “eşitlik ilkesi” uyarınca, bütün İl Güvenlik Kurullarının aynı takımların maçlarında benzer kararı almaları gerek.
Kasımpaşa müsabakası ve Konyaspor müsabakasında seyirci alınan stadyumun Bursaspor müsabakasında seyirci kısıtlaması getirilerek kapatılmasını emniyet gerekçesiyle nasıl bulmaktasınız?
Sorunuz, stadyumun kapatılması şeklinde sorulmuşsa da, soruyu “Kale arkası Tribününün Buca Seyircisine kapatılması” şeklinde algılıyorum. Kararı doğru bulmadığımı söylemiştim. Fakat İl Güvenlik Kurulları, kararlarını verirken önceki maçlara değil, oynanacak olan tarihteki maça göre karar veriyor. Örneğin Beşiktaş-Bursa maçlarında veya FB-GS maçlarında, rakip takım taraftarı sahaya hiç alınmıyor. Ancak anılan maçlardaki “yasaklama”, bu takım taraftarları arasında daha önce çıkan olayların varlığına dayanıyordu. Oysa Buca-Bursa taraftarları arasında hiçbir sorun yok.
Emniyet sorunu uyarınca tribünlerin bazı maçlarda kapatılması ülke futbolunda sizce en son gidilmesi gereken futbolun görselliğini olumsuz etkileyen bir içeriğe sahip değil midir?
Bana göre tribün kapatmak çözüm değildir. Sadece sorunu erteler. Hatta taraftarlar arasına yapay bir gerilim katacağından, sorunu körükler. Sorunun çözümü taraftarlaın futbolun sadece “bir oyun” olduğunu kavraması, her oyunda kaybeden-kazanan olabileceğini ve kaybetmenin dünyanın sonu ve kazanmanın da dünyanın en büyük başarısı olmadığını anlamasından geçer. Eğitim zaman alır elbette. Ama ülkemizde bu konuda bir eğitim çalışmasına hiç başlanmadı ki. Sürekli yasaklamalarla sorunların daha da büyümesine yol açıyoruz. Evde babasından, okulda öğretmeninden, karakolda polisten, askerde komutanından, işyerinde patronundan azar işitip, şiddete maruz kalan insanların, tribüne geldiklerinde tutukları takım haksızlığa uğrayınca veya kaybedince ne yapmasını bekliyorsunuz ki? Bugüne kadar şiddeti şiddetle, küfürü küfürle önleyemedik. Yasaklarla hiç önleyemedik. Demek ki daha farklı yöntemler, daha bilimsel yöntemler geliştirmemiz, eğitimi toplumun her kesimine, her alanına yaymamız gerekiyor.
Bucaspor takımının Atatürk Stadında maçlarını oynaması yönünde İzmir Emniyet müdürü Ercüment Yılmaz'ın Yeni Asır gazetesine yaptığı röportajdan yola çıkarsak bu alınan karar ile arasında bir bağlantı oluşturmak mümkün müdür?
Gazete röportajları ve basın üzerinden tartışmaları doğru bulmuyorum. Ancak Sayın Emniyet Müdürü ile yüzyüze görüşebildiğimizde, konuya ilişkin düşüncelerimi bizzat ifade edeceğim.
Bursaspor'un 500 taraftarının maça gelmemesi gibi bir durum söz konusu olamaz mıydı? 3000 dolayınca Bucaspor taraftarının güvenliğini sağlayamadığını söyleyen "İl Güvenlik Kurulu" Atatürk stadında 30.000 kişinin güvenliğini sağlamakta çelişkiye düşmez mi?
Bence Bursaspor taraftarı da gelsin. Bucaspor taraftarı da gelsin. Kale arkası tribünde bizim taraftarımızla Bursa taraftarı arasında boş bırakılan bir EMNİYET TRİBÜNÜ BOŞLUĞU zaten var. Teller ve ağlar var. Geçiş mümkün değil. Kaldı ki bugüne kadar Buca taraftarı, sahasına gelen rakip seyircilere yönelik - zaman zaman küfür etse de- hiçbir zaman taşkınlık yapmamıştır.
Bucaspor taraftarına genel anlamda önerileriniz nelerdir?
Ülkemizde bir çok takımın taraftarı, takım desteklemeyi rakibe ve/veya rakip taraftara küfür ederek sağlamaya çalışıyor. Ancak bu tarz taraftarın, takıma hiçbir katkısı olmuyor. Aksine rakip takımı hırslandırmaktan öte işe yaramıyor. Üstelik farklı olmak, fark yaratmak gerek. Sıradan olmak, diğer takım taraftarlarından hiçbir farkımız olmamasına yol açar. Sıra dışı olmak dikkat çeker. ÇARŞI grubunun sosyal içerikli KARŞI DURUŞ afişleri veya yıllardır “asla yalnız yürümeyeceksin” şarkısı ile, her yerde-her zaman takımına destek olan LİVERPOL taraftarı buna örnektir. Biz de fark yaratalım. Üstelik bu sıra dışılığı, şiddet ve küfüre yönelmeden, zeka ürünü yöntemlerle yapabilirsek, bütün ülkede DİKKAT ÇEKEN, SEMPATİ YARATAN bir takıma ve taraftara sahip oluruz.
Bu anlamda BUCA TARAFTARI giderek azalan oranda küfür ediyor, hatta son zamanlarda etmiyor. Daha çok takımını ateşleyen, takımını motive etmeye çalışan, umudunu 90 dakikanın sonuna kadar koruyan, takımı yenilse de onu alkışlayarak sonraki maça motive eden bir yöne doğru gidiyor, gitmeli.
Başarı, bütünlükten gelir. Yönetim-Takım-Teknik heyet-taraftar-yerel basın-camia ne kadar kenetlenmişse, başarı o kadar yakındır. Ve başarı her zaman şampiyon olmak değildir.
Bucaspor’un bundan 6 yıl önce S.Mehmet Özkan la birlikte başlayan bir projesi var. Bu proje o tarihte 10 yaşında çocuklarımızla başladı. O çocuklar bugün 16 yaşında. Geçen sene Avrupa Şampiyonu oldular. Her yıl yeni bir jenerasyonu başlatıyoruz. Yani şu anda alt yapımızda 10 – 11 – 12- 13- 14 – 15- 16 yaş gruplarında her biri oldukça iyi futbolculardan oluşan çok iyi takımlarımız var. Bu nedenle 3-4 yıl sonra BUCASPOR tamamı kendi alt yapısından oyuncularla mücadele edecek. Sadece nokta yabancı transferler yapılacak. Futbolcu alan değil, futbolcu veren bir takım olacak. Amacımız ve hedefimiz budur.
Biz sırtımızı kimseye dayamadık. Projelerimiz, altyapımız, gençlerimiz ve taraftarımızla var olacağız. Bu nedenle Bucaspor taraftarı olaylara ve gelişmelere “anlık tepki” vermemeli. Provoke olmamalı. Çok hızlı yükseldik belki ama önce bu ligde tutunacağız. Lige kendimizi kabul ettireceğiz. Bunun için de antipatik , istenmeyen takım olmayacağız. Taraftarıyla, yönetimiyle, futbolcusu ve futboluyla renk katan, keyif veren, devamlılığı olan bir takım olacağız. Gelecek Bucaspor’undur. Bunu bilerek ve bunu isteyerek davranacağız.
Bütün taraftarlarımıza sevgilerimi iletiyorum.


0 Comments