6 Şubat 2011 Pazar

Sakin Güç


Güce sahip olmakla onu kullanabilmek, aynı şeyler değildir. Kullanılamayan gücün fayda sağlamasını beklemek ise tamamen hayalcilik olur. Ligimizdeki birçok takım da gücünün ve potansiyelinin ya farkında değil, ya onu kullanmasını bilmiyor ya da kendisini hayal dünyasında gören yöneticilere sahip.

Ligin ilk yarısının sona ermesiyle birlikte azımsanmayacak bir puan farkıyla liderlik koltuğunda oturan Trabzonspor, birçoklarımıza göre ligi şampiyon olarak tamamlamıştı bile. Trabzon şehri adına oluşan bu olumlu tablodaki en büyük paylardan birisi de şüphesiz takımını devamlı destekleyen, gerek Avni Aker olsun gerekse "Bize Her Yer Trabzon" diyerek takımı için deplasman tribününü doldulan taraftarındı. Hatta şehirde şampiyonluk söylemlerinin baskı yaratacağı düşüncesiyle yıllardır telaffuz edilmeyen şampiyonluk kelimesi dahi tüm Trabzonspor taraftarlarının dilinden düşmez olmuştu.Artık herkes şampiyonluğa inanıyor, yıllardır özlem duyulan şampiyonluk kupasının bu yıl kentlerine geleceği günü iple çekiyordu.

Ancak ikinci yarının başlamasıyla her şey tam tersine döndü. Açılış maçında taraftar, henüz kaybedilmiş hiçbir şey olmamasına rağmen bu takımın en golcü oyuncusu Burak'ı protesto etti. Sahadaki gücü yetenek ve kaliteden ziyade takım oyunu ve paylaşım üzerine dayalı olan Trabzonspor üzerinde bu olay ister istemez huzursuzluk ortamı yarattı. Yani her şey doğru giderken Trabzonspor taraftarı takımının önüne çıkan ufak bir engeli el atıp kaldırmak yerine engellere bir yenisini daha ekledi.  Ardından Fenerbahçe maçının da kaybedilmesiyle moraller tamamen bozulurken önce Burak'la başlayan homurdanmalar ufaktan ufağa takıma yayılarak tam bir baskı ortamı yaratmaya başladı.

Diğer yandan Fenerbahçe ise kadro kalitesine göre beklenenden daha kötü bir performans sergilemesine ve Türkiye Kupası ve Avrupa'ya veda etmesine rağmen başkan Aziz Yıldırım devre arasında katıldığı tv programında ipleri eline alacağının sinyallerini vermiş ve taraftara umut aşılayarak sakin kalmaları gerektiğini ve takımın şampiyon olacak güce sahip olduğuna inandığını belirtmişti. Böylelikle Aziz Yıldırım camiaya birlik ve beraberlik mesajı vererek şampiyonluk yolunda tek güç olmanın yolunu açmıştı. Aziz Yıldırım'ın ne kadar doğru bir iş yaptığını gerek tribün gruplarının stada geri dönme kararından gerekse taraftarın Trabzonspor ve Manisaspor maçında ( ki Manisaspor maçında takım geri düşmesine rağmen ) takıma inanılmaz derecede destek verdiğini ve galibiyetlerde en büyük alkışı hakeden güç olduğunu söylemeliyiz. Takımda şu an itibariyle tam bir bütünlük olduğunu ise yıllar öncesinde kaldığını düşündüğümüz baklavalı taraftar-futbolcu ziyaretlerinin yeniden Samandıra'da trend olmasından anlayabiliyoruz. Bir diğer şampiyonluk adayı Bursaspor'un taraftarı ise takımı için her zaman itici güç oldu ve olmaya da devam ediyor. Söyleyecek pek fazla bir şey yok. Kazansalar da kaybetseler de takımlarını alkışlıyor ve takımlarına güveniyorlar.

Kısacası Fenerbahçe ve Bursaspor taraftarı takımına ne kadar destek oluyorsa,  şu sıralar Trabzonspor taraftarı takımlarına o kadar köstek oluyor. Çünkü sakin olamıyor... En ufak bir olumsuzlukta tribünlerden homurdanmalar, yerel basından eleştiriler ve "bizi şampiyon yapmazlar" nidaları yükseliyor... Kim, neden Trabzonspor'u şampiyon yapmasın ki? Bugün milli takıma en fazla futbolcu gönderenlerin başında Trabzonspor gelmiyor mu? Ya da geçen sezon Bursaspor şampiyon olmadı mı? Eğer Trabzonspor taraftarı takımını bu sezon şampiyon olarak görmek istiyorsa ilacı dışarda aramak yerine önce kendi takımına inanmalı ve bizi şampiyon yapmayacaklar yerine biz bu sene şampiyon olacağız demeyi başarabilmeli. Bunu demeyi başarabildikleri ve takımlarına sadece iyi günde değil, onların formsuz oldukları dönemde de Avni Aker'de kendi takımları yerine rakip takıma baskı ortamı oluşturarak maç kazandırabildikleri zaman şampiyonluk gelecektir. Formül o kadar da zor değil.

Share this


0 Comments