22 Mart 2011 Salı

Özür dilerim Şenol öğretmenim


Aslında yazıyı yazmak için bir süre düşündüm, medyayı takip ettim, baktım neler yazılıyor neler söyleniyor diye hem görsel hem yazılı. Takip ettim ve şunu gördüm. Ne yazık ki bizim ülkemizde artık spor gazeteciliği bile birilerinin hizmeti altına girmiş kulüp başkanlarının zihniyeti ile aynı şekilde yürüyor. Biz bunu siyasette biliyorduk. ABD fonları ile açılan gazeteler, CIA yardımıyla beslenen köşe yazarları gibi… Şimdi sporda da, köşe yazarlarının bunu yapıyor olması çok üzücü.

İstatistikler tutuyorlar, son üç yılda şu takıma şu kadar penaltı çalındı, şu takıma şu yapıldı, bu takıma su kadar çalındı, şu futbolcu kaç kez milli forma giydi, kaç kez Şampiyonlar Ligi’nde oynadı, kaç gol attı gibi birçok istatistik  ama sözün özünde şu var: “Kollanan takımlar var arkadaş” diyor yazarlarımız. Kim bu kollanan takımlar? En çok penaltı çalınan takım Trabzonspor aleyhine bilmem kaç haftadır penaltı verilmiyormuş,  görüyor musunuz Trabzonspor’un lobisini, neler yapabiliyor, nasıl da ligi istediği gibi yönlendiriyor, Sadri Şener hakem odasına iniyor, bağırıyor bir  hakemi 2 yıl kendi maçına verdirtmiyor, teknik adamı çıkıyor bir takıma şu kadar penaltı verildi, incelensin diyor. Trabzonspor’un demek ki baya güçlü lobileri varmış ki, çok büyük taraftar kitlesi olan bir takımı bu kadar ezebilecek düzeye gelmiş gerçekten. Yapanlar için helal olsun diyorum !!!

Gelelim Sadri Şener konusuna. Neymiş, yaptığı hareketten sona özür dilemiş, bir kaleci için şaka yapıyor, en şakacı başkanmış yazıyor yazar arkadaşlar. Hizmet ettikleri zihniyete göre ama aynaya bakacak cesaretleri yok bunların, gerçekleri görecek cesaretleri yok, tarihteki kara lekelerini bilmezden gelirler Çünkü. böyledir zihniyetleri, anlayışları… Sadece yaz oğlum deyince  yazarlar ama biri çıkıp da “Kardeşim sizin 96’daki İstanbulspor maçında hakem olmayan kırmızı kartlar verdi. Birisinin kafası yarıldı, tüm şehir arandı. Bunlara ne diyorsunuz” diye sorulduğunda “Olur böyle şeyler yahu” derler.

Biri çıkıp da “Cem Papila eliyle dolaylı yollardan şampiyonluğu Fenerbahçe’ye teslim etti, Trabzonspor maçında tüm Türkiye gördü, siz de gördünüz, değil mi” diye sorulduğunda, “Olur böyle şeyler yahu” derler.  İşte böyledir bunların zihniyeti. Hatta bu kalemler Şenol Güneş hocaya (öğretmene) laf atacak kadar bile kendilerinde o üstünlüğü görebilirler. Şenol Güneş’te değişim varmış,  dengesiz olmuş, tutarsız olmuş… Bak bak, acaba daha neler yazacaklar?  Tabi kendi adamları gibi yıllar önce, “Şampiyon olduk ama sevinemiyorum” diyecek, sonra bu yıl geldiğinde “Rakip takımın penaltıları incelesin” diyecek, o zaman da ne yaptığını bilen, karakteri oturmuş biri olacak!..

Türkiye’de değerler çabuk kaybolur, bunların da amacı önlerine çıkan taşı kenara koymaktır. “Bu taş kim? Şenol Güneş. Nasıl yıpratabiliriz?” diye yırtınıyorlar. Neden yapıyorlar, çünkü adam gibi adam da o yüzden. Gençliğe, spora güzel mesajlar veriyor, onların istediği kargaşayı çıkarmıyor, hakem konuşmuyor, hakkını savunuyor sporu anlatıyor, sporun 0güzelliğini vurguluyor, bütünleştirici oluyor diye… Yapma Şenol öğretmenim, seni bu zihniyet fazla ileri gitmeden yok eder. Yeri gelir 2 maç ceza der, yeri geldiğinde 20 gün hak mahrumiyeti… En sonunda siler atarlar.

Şimdi onlar için her şey güzel, her şey istedikleri gibi gidiyor amaçları doğrultusunda. Aslında kulvarları farklı. Şenol öğretmen geldiği yeri bilen, gereklilikleri yapan idealist biri. Karşısındakiler ise paranın gücüne inanmış, her yolu mubah sayan, daha karşısına çıkıp konuşacak cesareti olmayan buna rağmen onu silmek için yarışmaktan vazgeçmeyen adamlar.

Evet, ben de özür diliyorum Şenol öğretmenim. Yolundan gideceğim için… Evet, özür diliyorum onun doğrularını yapacağım için.
Şerif Karal

Share this


0 Comments