23 Mayıs 2011 Pazartesi

FUTBOLDA ANADOLU PROLETARYASI




2010-2011 sezonu Türkiye ligi şampiyonu Fenerbahçe oldu. Trabzon hariç Türkiye’nin diğer illerinde Fenerbahçe taraftarları formalarını giyebildiler. Bursa’da Bursasporlular yolları kesip Fenerbahçe bayraklı araçların camlarını kırdılar, bayrakları taraftarların ellerinden aldılar. Rize’de Rizespor ve Trabzonsporlu taraftarlar Fenerbahçelilerle kavga ettiler, Fenerbahçeliler kocaman bayraklarını bırakıp alanı terk etmek zorunda kaldılar. İzmit’te birkaç Fenerbahçe taraftarının üzerinden formaları zorla çıkarttırıldı. Kesinlikle ve kesinlikle bu tür olayları tasvip etmemekle birlikte; bu ve benzeri şiddet olayları ülkede yaşandı.

Peki neden?

Biz Türkler, sevmediğimiz insanların buyruğu altında yaşayabilen insanlar değiliz. Güzellikle yapılmış her işe saygı duymasını bildiğimiz gibi; zorbalıkla, entrikayla yapılmış işlere de karşı durmasını biliriz. Fenerbahçe lig tarihinde 18. kez şampiyon oldu. Oldu, oldu ama nasıl oldu? Ben işin teknik analizine girecek değilim. Anadolu halkı, futbolun işçi sınıfı, proletaryası bu teknik analizi kendince yapmış olacak ki; tepkisini gösterdi. Yakılan bayraklar, kırılan camlar olması elbette ki üzücü. Ama günümüz şartları yukarıda duranları o kadar pişkin yapıyor ki; halk ancak taşkınlık yaparak sesini duyurabiliyor. Bir taraftar grubu diğerine giriyor, pişkinler yukarıdan sadece izliyorlar. Hal böyle olunca tansiyon daha da artıyor ve aşağı katlarda yanan ateş daha da alevleniyor. Amaç yukarıda oturanları yükselen alevlerin sıcaklığıyla terletmek ve nihayetinde yakmak.

Peki, bu nasıl olacak?

Aslında cevap çok basit: Anadolu insanı kendi şehir takımını destekleyecek. Birkaç yıl önce sadece Trabzon vardı, şimdi Bursa, Kayseri, Antep, Ankara, Eskişehir… Bu liste uzar gider. İstanbul takımlarının kaynağı kesildiği vakit bu kaynak özüne yönelecek ve başarılar gelecek. Trabzon’un kendi çocuklarıyla 80lerde yaptıklarını geçen yıl Bursa yaptı. Bu sene her ne kadar Trabzon’a yaptırmadılarsa da bu işi, seneye Anadolu Proletaryasının yaktığı ateşin alevleri biraz daha yükselecek ve yukarıdakileri daha fazla terletecek.

Biz herkese öfkeli ve kızgınız. Ama önce kendimize kızmalıyız. Özeleştiri oklarını kendimize yöneltmeliyiz. Onları başa çıkartan biziz, onları zamanında destekleyen, onları umursayan ama onlardan tarafından zerre önem verilmeyen, onları konuşan, onları tartışan, onları izleyen biziz. Ne zaman ki kendi evladımızı umursar, kendi maçlarımıza gider, kendi takımımızı tartışırız; işte o zaman yükselmek kaçınılmaz olacaktır.

Seneye futbolda devrim yapmak ümidiyle…

                                                                                                          Tuncay TAŞKIN

Share this


1 Comment
avatar

Kasımpaşa da kutlanılan Fenerbahçe şampiyonluğu da çok ironik.

Reply