14 Aralık 2010 Salı

16 Mayıs 1981 Karşıyaka - Göztepe 2. lig mücadelesi Dünya Seyirci Rekoru ve 1980 Dönemi


16 Mayıs 1981 Karşıyaka – Göztepe spor kulüpleri ikinci lig dünya seyirci rekorunu 80.000 kişiyle İzmir Atatürk Stadyumu'nda kırmış ve rekor Guinness Rekorlar kitabı tarafından da tescil edilmiştir. Bu rekor ülkemizdeki süper lig müsabakalarını da kapsayan gelmiş geçmiş tüm mücadelelerden daha yukarıdadır. Günümüzde şampiyonluğu kovalayan Trabzonspor takımının İstanbul’da oynadığı Büyükşehir Belediyepor maçı hemen canlanıyor aklımızda.

İstanbul’un köklü kulüplerinin eriyip yittiği bu sezonla ilgili gelecek yazımızda geniş kapsamlı bir çalışmaya yakında yer vereceğiz.

Dünyanın en pahalı stadyum kira
bedelini alan GSGM başkanı
Karşıyaka – Göztepe kulüpleri arasında İzmir’i aşmış bir rekabet sözkonusudur. Bu rekabet genel yapı içerisinde insanlara farklı şekillerde sunulmaktadır. İki kulübün taraftarları arasındaki saldırgan tutumların kökeni ve sebepleri çok önemli noktalara dayanmaktadır. 7 senedir birbirleriyle karşılaşmayan iki camia son karşılaşmaları sırasında stadyumda gerçekleşen cinayet ve istenmeyen olaylarla anılmaktadır.

Peki ya bu tabloya bir de şu açıdan hiç bakmayı denediniz mi? Yerel bir gazetenin maçtan birgün öncesinde ellerinde tüfeklerle poz verdirilmiş futbolcuların, rakiplerini avlarken çekilmiş komposizyonları ve maç oynandıktan sonra yaşanan tüm olayları kınamaları gibi tutumlar ilginizi hiç çekmiş midir?

Seyirci rekoru nasıl kırılmıştır?

İnsanların aklında yaratılan en önemli yanılgı, ters köşeye yatırıldığımız en büyük yön şudur. Karşıyaka – Göztepe camiaları arasında büyük bir rekabetin olduğu tarihin reddedilemez netliğidir. Peki 16 Mayıs 1981 tarihinde oynanan ve seyirci rekoru kırılan müsabakaya kadar organize en ufak bir olayın dahi iki takımın taraftarları arasında yaşanmadığını biliyor muydunuz?

Her iki camianın taraftarlarının da can ve mal kaygısı çekmeden iç ferahlığı ile, eşleri, çocuklarıyla gittikleri bu mücadelede kırılan seyirci rekoru ne anlama gelmekteydi? 1980 darbesi ardından İzmir  en büyük tepkileri alan şehirlerin elbette başında gelmekteydi. Ülkede 230.000 kişinin yargılandığı ve 1.300.000 kişinin fişlendiği dönemde İzmir halkının elinden alınan birçok sosyal hakkın ve baskıların sonucunda normale dönmeye başlayan hayatın gerginliğinde kendilerini ifade edebilecekleri tek alandı belki de o günlerde spor müsabakaları. Genci yaşlısı, büyüğünden küçüğüne kadar insanlar el ele, kol kola Karşıyaka’lısı ve Göztepe’lisi stadyumun yolunu tutmuşlardı. Gidebilecekleri, haykırabilecekleri, kendilerini ifade edebilecekleri ve inandıkları değerlerin varlığını inatla savunabilecekleri tek adresti Atatürk'ün adı verilen İzmir'in Stadyumu. Gittiler, darbeye inat kol kola maçlarına gittiler, stadyumun dışında rakiplerine başarılar dilediler, biraz da olsun şakalaşıp imalarda bulundular. Çoğu uzun zamandır korkusuzca aşık oldukları renkleri haykırarak sokaklara bile çıkamamıştı belki de bu kadar kalabalık. Sinemaların gösterimlerindeki filmlerin gelişinin azlığı ve sıkı kontroller halkı adeta bunaltmıştı. Eski garajın  cephesinin hemen ardındaki mücadeleye ulaşım sorunu çevre illerden de pek zor olmamıştı. Esnafın gözlerine ışık saçılmış yarım ekmek köfteler ve ev yapımı ayranlarla ortak mönü bulunmuştu. Ufak çocuklar "GEVREK" dedikleri İzmir simitlerini yemeden edemez olmuşlar babalarının zar zor denkleştirdikleri bilet paralarının ardından üstüne "Çiğdem" ile avuçlar doldurulmuş bir şehir değerlerine yeniden uyanmıştı o sabah. Tüm bu olanların ardından öylesine bir kenetlenme söz konusu olmuştu ki maçta futbolcuların üzerindeki baskı ve derin uğultular sayesinde  gol bile olamamıştı! Adeta kazanan İzmir olmuştu. Berabere sonuçlanan maçın sonunda da en ufak bir olay  çıkmamış ve sezon sonu Göztepe takımı günümüzdeki ismiyle süper lige çıkmış orada da  sistemin rüzgarına karşı  çok fazla direnememişti. Yarım milyon nüfusu olan İzmir o gün esnafıyla, şoförleriyle 7'den 70'e futbolun güzelliğine ve de sadece futbol olduğuna inanmışlardı. Şehir her bireyi ile 90 dakikanın büyülü bütünleştiriciliğine inanmış ve kenetlenmişti. Ekonomisi bir anda gözle görülmedik şekilde canlanmıştı. Halk umutlanmıştı.

İzmir’de yaşanan bu hava birilerini son derecede rahatsız etmişti. Turgut Özal'ın İzmir'e karşı çeşitli sebeplerden cephe almış olması halk arasında da artık net şekilde konuşulmaktaydı. İzmir'in  adeta haritadan silinmek istenmişcesine, yatırımları günümüze kadar gelen aksama hastalığıyla şereflendirilmişti! Ayakta durduğu ve direndiği için! Özal şu ya da bu sebeple İzmir şehrini cezalandırmış olarak görülebilir, bu cezalandırmanın altında 80 dönemi yaşanan olayların siyasal çekişmesi mevcuttur, günümüze kadar da taşınarak gelmiştir. Daha da öncesinde Menderes dönemine dayanan ufak tefek İzmir antipatisi bulgularına ulaşmak da mümkündür.

İzmir’li taraftarların centilmenlikleri de 80 darbesi sonrası toplumu siyaset ve politikadan uzaklaştırmak için futbola kaydırılan şiddet anlayışıyla  dönemden nasibini almıştır.  İzmir kulüpleri arasında derin bir birliktelik bulunmaktayken bir anda Göztepe kulübünün 1. lige çıkmasıyla taşlı, sopalı ve döner bıçaklarıyla birbirlerini koşturan nesli özenle yetiştirilmiştir o dönem sistem kendi içerisinde. O tarihten sonra İzmir  sürekli birbiriyle didişerek kendi değerlerini kaybetmiş kol kola gittikleri maçlar da artık çok geride kalmıştır. Kuruldukları günlerden  beri iki camia arasında husumet varmış gibi sunmaya çalışan bazı medya kurumları bu kutuplaşmalar ile nemalanmakta,  kutuplaşmaları kendi elleriyle  yaratmakta en büyük payeye kuşkusuz sahip olmaktadır.   

İzmir ustaca düşmanlaştırılmış, fanatikleştirilmiş, özenle birbirine kin güdülmesi sağlanmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın başladığı ve de bittiği şehir tarihi ve mimarisi de maalesef ki tüm bu yapılandırılmalar ardından şekil değiştirmeye hızla devam ettirilmiştir. Demografik yapısı bozulan şehir günümüzde sorgulamadan birbiriyle savaşmaktadır.

Unutmayın ve de unutturmayın Turgut Özal ve 1980 darbesine  inatla kırılmış sosyal bir olgudur o rekor dünyaya İzmir’in adını yazdıran ve de hala cezalandırılan bir gerçektir Cumhuriyetin Şehri olmak. Günümüzde mühürlenen Buca Arena Stadyumu’dur devlet eliyle. Sistem  Göztepe-Karşıyaka-Altay’ı hala alt liglerde tutmakta Bucaspor takımının kendi sahasına maç oynamasına bile izin vermemektedir. Tekrar aynı kenetlenmeler yaşanamasın diye mi acaba?

Share this


1 Comment
avatar

Bu yazınınüstüne ancak şu söylenebilir: "İzmir'li olmak ayrıcalıktır".

Reply