Yeni Spor Yasası Tasarısı Çok Mu Sert?
Bu yasa tasarısı çok konuşulacağa benziyor. Öncelikle belirtmemiz gereken şey, spor dallarındaki şiddet ve olayların önüne bu tarz ağır cezalarla geçilemeyeceğini görebilmek.
Sorunu ve sebeplerini doğru tespit etmek, şiddete sebep olan kulüp yöneticisi, taraftar, emniyet mensubu ve hangi kanat ise, kanayan yarada doğru yere parmak basmalıyız. Tasarının nasıl oluşturulduğu, oluşturulurken kimlerin dinlenildiği, tarafları ve mantığı ile soruna cevap veremeyecek olduğunu görmek güç değildir. Ne zaman bu ülkede bir yasa çıkartılacak olsa stadyumlarda, spor salonlarında, alt yapı müsabakalarında dahi eşi benzeri görülmemiş olaylar meydana geliyor. Bu da birilerinin bu yasaları çıkartabilmek için görevlerini yaparken bazı yönlendirmelerde bulunabileceği, yaraları kaşıyabileceği izlenimini bizlere veriyor.
Sürekli olarak türetilen bu tarz yeni uygulamalar ile gidilmeye çalışılan nokta, kulüp yöneticisinin, emniyet güçlerinin, federasyonun ve meclisin çıkar ve menfaatlerini kollayan uygulamalar olmasıyla netleştirilmiştir. Yasalar genel olarak ağırlaştırılan yönleri ile taraftarı yani halkı sürekli kulüp yönetimlerini sorgulamaması, yöneticileri, federasyonu protesto edememesi, emniyet güçlerine eleştirilerini ve dayattığı şifai uygulamalarını da bireysel olarak sorgulamaması için düzenlenmiştir. Kısacası toplumumuzu koyunlaştıracak ağır cezalarla yıldıracak bir felsefe temeline oturtularak yapılandırılmıştır.
Ülkemizde taraftar dernekleri federasyonunu neden etkin bir şekilde kurulamıyor? Kuracağı bu federasyon ile TFF seçimlerinde, kulüplerinin genel kurullarında oy kullanarak ülke sporu hakkında söz sahibi olabilecekleri bu yapılanmaya neden bağımsız olarak gitmeyi kararlaştıramıyorlar hala?! Çıkartılacak yasalarda görüşlerini bildiremiyor, meclis araştırma komisyonuna katılamıyor, avukatlarını yasaların anayasal olarak hangi ihlaller içerdiğini incelemelerde bulundurarak bu konulara da müdahil olamıyor.
Taraftarlar seyirci rolünde, gelişmeleri izleyip yasaların ağırlığını eleştiriyor. Bu konularla ilgilenmesi gereken taraftarlar ve dernekleri şimdi eyvah diyerek, bekleyerek ya da izleyerek sonuç alamaz. Gelecekte kimlik bilgilerini vererek stadyuma girecekleri bir dünyada müşteri olarak kendilerine dayatılan her şeyi sorgulamadan kabul etmeyecek şekilde organize olamıyor ve sürekli birbirleriyle uğraşmaktan, yapılacak transferlerden, sponsorlarla yapılan anlaşmaların sanki kendi ceplerine inmiş bir para gibi kendi büyüklüklerini göstermesinden, kaç bilet ve forma satıldığından övünç duyarak uyutuluyor. Bu şekilde uyumaya devam edilirse gelecek on yıl içerisinde tek tek parmak izlerimiz de alınarak bilet alabileceğiz, savcılıktan temiz kağıdı alarak tribünlere girebileceğiz sanırım. Çünkü her an birileri yetkilerinin genişletilmesini isteyebilir.
Konuya bir örnek vererek bakacak olursak, geçtiğimiz sezon Türkiye Kupası müsabakasında Bucaspor ile Göztepe takımları İzmir Atatürk stadında karşılaştılar. Polis kamerası, karşılaşmaya gelen Bucaspor taraftarlarını daha stadyumun bahçesine girmeden, her birinin tek tek görüntüsünü almadan içeri sokmadı!
Taraftarlar müsabakalarda görev alan polislerin listesini, görüntülerini ve sicil numaralarını alabilecekler mi? Taraftar kameraları oluşturularak taşkınlıklarda ve orantısız güç kullanımlarında bulunan olaylarda rol almış memurlar tespit edilebilecekler mi?
Yasaların üzerinde uygulayıcı rolü değil istediği yönde yorumlayarak dayatmacı rölünü üstlenen emniyet memurları, İzmir Alsancak stadyumunun tellerine bu sezon boyunca Bucaspor, Karşıyaka, Altay, Göztepe, maçlarında pankart astırmamıştır. Şahsen tanık olduğum olayların birinde, şifai olarak emniyet müdürlerinden emir aldıklarını söyleyen komiserler taraftarların saatler önce stadyuma asmak için getirdikleri pankartları toplayıp, el koymakta, pankartların maça sokmalarına engel olmaktadırlar. Pankarlar için gerekli tüm şartlar uygun olsa da bu uygulamaya emniyet birimleri nasıl yeltenebiliyor?
Yani işaret etmek istediğim iki nokta var. Rizespor, Başbakan’ın desteğiyle şahlanıyor diye, Konya’da siyasi tabanlarına yakın diye, İnönü Stadyumu'nda baş edemedikleri için müdahale edemedikleri pankartları, İzmir’de neden içeriye dahi sokturmuyorlar? Ülkenin her şehrinde keyfi uygulamalara kalkışılmaktadır. Oluşturulan spor masalarının kendi yorumlarıyla yasaları, kendi algılarına göre keyfi uygulayabilmesini kim denetleyecek?
İtafiye Daire başkanları, Gençlik Spor İl Müdürleri, kulüp yöneticileri, Valiler önlerine bir tane dahi delil gelmeden yüzlerce kişi hakkında para ve maçlardan süreli men cezasını hangi yetki ve hukuk sistemi işleyişiyle özdeşleştirerek yapmaktalar? Araştırılsın, ülkede bu uygulamayla cezalandırılmış kişilerin kararları altına imza atan kişi ve kurumlar kaç olayda delil görmüşlerdir? Araştırıldığında olayların yarısının delilsiz ve keyfi uygulamalarla verilmiş cezalar olduğunu göreceksiniz.
“İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Sporda Şiddet Yasası'nın çıkmasının ardından ellerinin daha da güçleneceğini söyledi.”
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun bu açıklamasından ellerinin geçmiş yasalar nezdinde güçsüz olduğunu düşünebilirsiniz. Eldeki güçleri ve yetkileri arttırılan bir taraf var. Güçsüz tarafın, taraftarın, yani halkın ağzından münferit olarak çıkabilecek olası bir küfür ile 3 yıla varan hapis cezası söz konusu. Yöneticileri istifaya davet etmek dahi yasaklanacaktır, en ufak protestolar içerisinde ıslık çalmak var mıdır bilemiyoruz?
İki yıl evvel gittiğim Beykozspor-Eyüpspor futbol müsabakasında emniyet güçlerinin Beykozspor taraftarını dakikalarca tartaklamış ve yaşanan olayları Beykozspor taraftarı sitesinde “emniyet terörünü kınıyoruz" başlıklı yazısıyla gündeme taşımıştır. Ben de yaşanan bu olaylardan nasibini alan kişilerden birisiyim. 6 emniyet mensubunun biletli olarak izlediğim maçın tribünlerini ikinci yarı başlar başlamaz boşaltmadığımız için dakikalarca darp edilenlerden birisiydim! Polis kamerası görüntülerini yetkili birimlerden temin etmek için girişimlerde bulundum. İstanbul’da yaşamamam sebebiyle açık adresimle elektronik posta yoluyla yaptığım başvuruyu dikkate alacaklarına yönelik bir yazı ile geri dönüş yapıldı, ardından da bir süre daha geçtikten sonra şu yanıtı aldım:
"hukuk
idari.hukuk@iem.gov.tr
To cem_79@hotmail.com
From: hukuk (idari.hukuk@iem.gov.tr)
Sent: Friday, May 22, 2009 2:37:11 PM
To: cem_79@hotmail.com
SN: Cem UNUTMUŞ
cem_79@hotmail.com adresinden gönderdiğiniz e-mail iletisinde belirtilen iddialar ile ilgili olarak yapılan tahkikatta, hazırlanan araştırma raporlu dosya Kaymakamlık Makamının oluru ile işlemden kaldırılmıştır.
Bilgilerinize rica ederim."
Yani açılan tahkikatı adli boyutlara taşımamız kamera görüntülerini almamız ile gerçekleştirilecekken, o gün darp edilen onca insanın ve yaşanan hiçbir olayın en ufak bir ceza uygulanmaksızın üstünün kapatılmış olması, taraftarların eski yasalarla ancak bu kadar ezilebileceği, yeni Vali Bey’in elinin çok daha güçlenecek olması ile neler yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum inanın. Yaşanan olayların ardından Beykozspor taraftarları sitelerinde şu açıklamada bulundu: (Bu arada müsabakada rakip takım taraftarlarının olmadığını da belirtelim.)
"Görevi statlardaki güvenliği sağlamak olan emniyet güçlerinin yeni görevi sanki statlarda güç gösterisi yapmaktı. Maça babası ile gelmiş olan 8-10 yaşındaki çocukları bile acımadan coplayan ve babası karşılık verince 10-15 tane çevik kuvvet ekibinin darbına uğrayan, yere düştüğünde dahi hunharca tekmelenmeye devam edilen sahneler yaşadık. Bu durum taraflı tarafsız herkesi şoke etti."
Şimdi bunun üstüne ne desek boş ve manasız herhalde. Dayak yiyen o küçük çocukların diyecek bir şeyleri mutlaka vardır ama futbola, tribünde olmaya, emniyet güçlerine, yasalara, spor sevgisine ve eli sürekli güçlenen kitlelere dair…

1 Comment
Yasalar taraftarların da görüşleri alınarak hazırlanmalıdır.
Reply