4 Ocak 2011 Salı

Beşiktaş ve son yıldızları ..


Şu günlerde spor medyasında en çok konuşulan konu, Beşiktaş'ın Portekiz'lileri. Gazeteler, televizyon kanalları, Simao, Fernandes ve Almeida'nın kariyerlerini konuşadursun, bazıları şimdiden bu oyuncuların maliyetlerini, kariyerlerinin ve Beşiktaş'a katabileceklerinin önüne çıkardı bile...

Son Avrupa Ligi şampiyonu Atletico Madrid'in kaptanı Simao Sabrosa için ödenen 900.000 Euro, fonla 2 milyon Euro karşılığında Werder Bremen'den alınan Portekiz milli takımının santrforu Hugo Almeida ve 18 milyon Euro'ya Valencia'ya transfer olduğundan beri istikrar sorunu yaşayan, fakat fizik gücü ve teknik kapasitesiyle ideal bir "box to box" ortasaha oyuncusu olarak tabir edebileceğimiz Manuel Fernandes'in, 985.000 Euro karşılığında 6 aylığına kiralanmış olması(7 milyon Euro karşılığında satın alma opsiyonu da Beşiktaş'ta) şimdiden bazı renkli(!) medya organlarını ve Beşiktaş'ın kağıt üstündeki kuvvetinden çekinen bir takım renkli(!) taraftarları tedirgin etmeye yetti bile. Ha, şimdi diyeceksiniz ki, peki ya bu oyuncuların maaşları? Simao Sabrosa kariyerindeki ve yeteneğindeki bir oyuncuya Beşiktaş, Atletico Madrid'de kazandığı paranın sadece 200.000 Euro fazlasını ödeyecek. Manuel Fernandes'e de 6 ay için 100.000 Euro gibi komik bir rakam ödeneceği borsaya bildirilirken, Hugo Almeida'nın maaşının ise ilk yıl için 1,650.000 Euro, sonrasında ise 2.500.000 euro olacağı duyuruldu. Tüm bunların arasında sadece Almeida'nın maaşı eleştirilebilecekken, yazın serbest kalacak olan ve Real Madrid'in de gündeminde olan bir oyuncuyu elden kaçırmamak için bu parayı ortaya koymaya değer diye düşünüyorum.
Son okuduğunuz cümle itibariyle taraflı yaklaştığım düşünülecek olsa bile, bir de ortada bazı gerçek rakamlar ve objektiflik var.

Sene başında Ricardo Quaresma için ödenen 7,3 milyon Euro'luk bonservis bedeli haricinde, sanılanın aksine Beşiktaş'ın eli neredeyse hiç cebine gitmedi. Zira Cenk Gönen'in bonservisi 900.000 Euro civarında, Ersan Gülüm için de Adanaspor'a 1 yıl için 315.000 Euro ödendi. Real Madrid'in sembollerinden Guti'ye ise bonservis ödemeden, yıllık 2,500,000 euro ödenecek, ki buna da kimsenin itirazı olamaz heralde. Mehmet Aurelio için de Real Betis'e bonservis bedeli ödenmezken, şu sıralarda gözden çıkarılan Fatih Tekke için Rubin Kazan'a 750.000 Euro ve milli futbolcuya da seneliği 750.000 Euro'dan 2 yıllık kontrat imzalatılmıştı.

Ödenen bonservis bedelleri ve maaşlar bu rakamlarda seyrederken, eminim bir çoğunuzun "çok da değilmiş yahu" dediğinizi duyar gibiyim. Neden mi ?

Tabata'ya 8,5 milyon Euro bonservis bedeli, Nihat'a senelik 3,5 milyon Euro maaş ödeyen Beşiktaş yaptı tüm bunları. Sadece Beşiktaş'ı, Beşiktaş'ın kendisiyle de mukayese etmeyelim. Mehmet Topuz'un Fenerbahçe'ye toplamda 11 milyon Euro'ya mal olduğunu, Galatasaray'ın Ali Turan, Serdar Özkan, Elano Blumer ve daha niceleri için ödediği maaşları göz önünde bulundurursak, Beşiktaş çok uygun rakamlara hem geleceğin yerli yıldızlarını, hem de tüm dünyaya adını duyurmuş oyuncularına kapasitelerinin üzerinde ne bonservis ödedi, ne de maaş ödeyecek.

Rakamları bırakıp, sportif başlıklara yöneldiğimizde ise, konulan hedefler doğrultusunda Beşiktaş, mantığa aykırı transferler yapmadı.

Geçtiğimiz gün, Beşiktaş başkanı Yıldırım Demirören bir TV kanalına konuk oldu ve her şeyi enine boyuna anlattı. Bunlardan en ilgi çekici olanı ise, takımın bu yıl şampiyon olamaycak olmasının hayal kırıklığı yaratmayacağını, esas hedefin Avrupa Ligi'nde son 4 takım içerisinde yer almak olduğunu ve kurulan bu takımın önümüzdeki 3 yıl için olduğunu söylemesiydi. Zira, Simao Sabrosa'nın da imza töreninde "önemli bir proje için buradayım" demiş olması da, hem yönetimin hem de yeni oyuncuların belirlenen hedeflerin farkında olması anlamına geliyordu.

"Mehmet Aurelio, Necip ve Ernst varken, Manuel Fernandes'e ne gerek vardı" diyenler var. İlk bakışta, tek bir pencereden bakıldığında haksız da değiler. Fakat Avrupa çapında ciddi hedefleriniz varsa, biraz daha derinlemesine düşünmelisiniz. Şayet, sezon başında Aurelio henüz fizik olarak hazır değildi, fizik kondisyon açığını kapattıktan sonra da, Schuster'in beklentilerini %100 anlamda karşıladı diyemeyiz. Çünkü, Ernst'le beraber Guti'ye yardımcı olması beklenirken, stoperlerin arasına giren, Beşiktaş'ı adeta 5'li savunmayla oynatan ve orta sahada 1 kişi eksiltmiş olan Mehmet Aurelio, Schuster'in beklediği 3'lü aktif orta sahanın bir dişlisi olamadı. Bu yüzden, ikili mücadelelerdeki müthiş başarısı kadar, topu ileri taşıyabilen, gerektiğinde adam eksiltebilip şut atabilen bir oyuncu tipi olan Manuel Fernandes, Schuster'in beklentilerine cevap verebilecek bir oyuncu olarak Istanbul'a getirildi.

Simao ise, Beşiktaş'ı Quaresma'yla beraber diğer kanatta aktif kılabilecek önemli bir futbolcu olduğu kadar, her takımın kadrosunda görmek istediği sorunsuz, gerçek bir profesyonel. Takım oyununa adapte olduğu Benfica ve Atletico Madrid'de ise neler yapabildiğini tüm dünya fazlasıyla gördü. Avrupa Ligi'nde şayet Beşiktaş, Dinamo Kiev ve sonrasında, güç de olsa Manchester City'i elediği takdirde Simao, sonraki eşleşmelerde statü gereği oynayabilecek. Bunun yanı sıra, Ricardo Quaresma'nın üstündeki yoğun markaj ve birçok sertliği azaltmış olacağı kadar, Guti'nin de hücuma dönük verimini ikiye katlayacağı apaçık ortada.

Hugo Almeida ise, belki de mevcut kadroda bulunan Bobo kadar yüzdeli gol vuruşu yapabilen bir adam olarak tanınmadı. Ama, artık arkasında da Werder Bremen gibi hücum gücü Beşiktaş'a göre nispeten kısıtlı bir takım yok. Simao, Guti ve Quaresma'yla oynarken, Bremen'dekine nazaran daha fazla gol pozisyonuna girip, gol yüzdesini arttırabilme imkanına kavuşmuş olacağı akla gelen ilk anektod. Bunun yanı sıra, sözleşmesi dondurulacak olan Holosko, gol becerisi sıfır olarak kabul edilebilen Nobre ve kaprisli çocuk Bobo'yu kulübeye iterek santrfor mevkindeki forma savaşını kızıştıracağı kaçınılmaz. Belki de Bobo, sırf Almeida ve diğer Portekizlilerin varlığı sebebiyle, kontratını Beşiktaş yönetiminin belirlediği rakam üzerinden uzatmayı düşünür hale geldi.

Teknik açıdan baktığımızda da 1,93 boyundaki santrfor, hava hakimiyeti kadar uzak mesafeden çok etkili vuruşlar yapabilen ve Werder Bremen'de oynadığı dönemlerde izlemiş olanların hatırlayacağı gibi kanat oyuncularına müthiş boşluklar açabilen, zeki bir santrfor. Sahada bu üç Portekizli bireysel olarak, Beşiktaş'a bu yukarıda bahsedilen özelliklerini yansıtabilir. Peki bunlar Beşiktaş'a ne katar derseniz, derbi veya zorlu Avrupa kupaları maçlarında, rakiplerde Baros, Niang, Arda vb. gibi oyuncular sorumluluk aldıklarında onlara üstünlük sağlama konusunda Nihat, Tabata, Nobre vb. gibi oyunculara nazaran daha efektif olup, maç kazandırabilme potansiyellerini kullanarak, takımı sırtlayabilirler diyebiliriz.
Bunlar, Beşiktaş'ın dünyaca ünlü Portekizlilerinin en önemli artıları.

Fakat pek tabi ki bu oyuncuların artıları kadar eksileri de olacaktır. Mesela, Manuel Fernandes diğer iki vatandaşına göre daha içine kapanık, karakter olarak ne idüğü belirsiz, gizemli bir adam. Takım içerisinde sıkıntı yaratabilir veya yaratmasa bile yine diğer iki vatandaşına göre daha geç adapte olabilir. Simao ise, hayatında hiç karşılaşmadığı kadar "kör dövüşü" şeklinde futbol oynanan bir lige geldi. Teknik kapasite ve oyun bilgisine dayalı La Liga'dan sonra, sudan çıkmış balığa dönebilir. Çok profesyonel bir oyuncu olmasına rağmen, Egemen Korkmaz ve o tip "maç başında iki tekmeyi sallayayım da korksun" zihniyetindeki stoperlere karşı oynaması biraz zaman alabilir diye düşünüyorum ki aslında yetenekleriyle bunun da üstesinden gelebilecek bir oyuncu..

Hugo Almeida'ya gelince, Werder Bremen'deki form grafiğinden de gözlemlediğim kadarıyla kısmen istikrarsız bir oyuncu. Üst üste oynayacağı 2 maçta 5 gol atabiliyorken, sonrasındaki 3 maç boyunca sahada hayalet gibi gezinebilir. Bu, ya Werder Bremen'in Beşiktaş'a nazaran sınırlı olan potansiyel hücum gücüyle alakalı, ya da bu oyuncunun gerçekten sürekliliği olmayabilir. 

Tüm bu artı ve eksilerden hangilerinin daha ağır basacağını, bu sezon sonunda değil, önümüzdeki sezon göreceğiz diye düşünüyorum. Zira, dünyada hiç bir kulüp, ara transferde aldığı oyuncuların, geldikleri gibi %100 uyumlu bir şekilde oynayabildiklerini görememiş olsa gerek...

Bu yıl yönetim tarafından belirlenmiş olan hedeflerin, Beşiktaş'ın görev adamlarının ve yıldızlarının üzerinde baskı yaratacağını düşünmek ahmaklık olur. Çünkü, bu yıl önemli olanların, takımın oyun şablonunun oturması, ligi mümkün oldukça ikinci sırada bitirebilmek ve Avrupa Ligi'nde kulübün tarihine geçebilecek bir derece yapması. Cenk'ten, Simao'ya, Simao'dan Hilbert'e tüm oyuncuların bunların farkında olduğuna inanıyor olsak da, önemli olan dünyaca ünlü Çarşı ve Fiyapı İnönü'yü dolduran diğer taraftarların da bunun farkında olması. Performans, oynanan futbol ve puan durumuna yönelik negatif eleştiri ve protestolarını önümüzdeki yıldan geçerli olmak üzere yapmaları... Tıpkı, yıldızlara sahip bir takımın taraftarının zaten sahip olması gereken bilinçle davranması gerektiği gibi...

Share this


5 Comments
avatar

Maliyetin düşük olduğundan bahsetmişsiniz. Bende şimdi alt alta bir toplama yaparak Beşiktaş'ın bu sezonki maliyetinin toplamını yazayım istedim...Simao ve Quaresma'nın Beşiktaş'a maliyeti toplamda 20 milyon euro. Guti 2.5 milyon euro. Almeida'nın Real Madrid veya eşdeğer bir takıma gitmesinin mümkün olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz zira bunun menajer oyunu olduğu ortada. Aynı futbolcunun Beşiktaş başkanı benim hakkımda yalan yanlış konuşmalar yapıyor şeklindeki açıklamaları da menajeri tarafından ortaya atılmıştı. Almeida'nın bonservis+yıllık ücreti ile beraber bu 4 oyuncunun Beşiktaş'a maliyeti 35 milyon euro'yu geçiyor. Milyon eurolar belki bir şey değil gibi gözüküyor olabilir ama şampiyonlar ligine katılamayan kulüpler için bunlar çok büyük rakamlar...Peki Beşiktaş harcadığı bu bütçenin karşılığında ne alacak? Şampiyon olması çok güç, Avrupa Ligi'nde Manchester City'i geçme şansı yine çok düşük. Tabata gibi saçma sapan bir futbolcu 8 milyon euro'ya geldi bu kulübe.

Reply
avatar

evet, geçen yaz alınan yabancılar ve ara transferde gelenlerle beraber, beşiktaş'ın ödeyeceği rakam 3 yıla yayılmış bir şekilde 30milyon euro civarında. yani yıllık 10 milyon euro.
Fakat her yıl BEşiktaş zaten bu rakamların üzerinde paralar harcadı, mesela Tabata ve Nihat'ın alındığı yaz, yanılmıyorsam 23 milyon euro ödendi sadece bonservis ücreti olarak.
Dolayısıyla, her yaz aşağı yukarı bu paralar harcanıyorken, şimdi kıyaslanmayacak kadar kaliteli ve ihtiyaç olan bölgelere transferler yapıldı.. varmak istediğim nokta bu zaten..
Almeida'ya gelince, menajer oyunudur, veya değildir. Fakat, sezon ortasında, avrupa ligi'nde oynatılabilecek, kalite x maliyet hesabı doğrultusunda en uygun, en ideal adamlardan biriydi Almeida.

Reply
avatar

Bu transferlerle Besiktas'in esas hedefinin Avrupa Liginde yari final oldugu soyleniyor ama Simao oynamayacak ki Bu ne perhiz bu ne lahana tursusu.

Reply
avatar

Kiev ve sonrasında City'i elerlerse, sonraki turlarda Simao oynayabilecek. Eğer bu gerçekleşmezse de en azından bu yıl takıma tam anlamıyla uyum sağlar. Çünkü Ernst ve Bobo'yla sözleşme uzatıldığı takdirde yazın yabancı transferi yapmayacak Beşiktaş.

Reply
avatar

Beşiktaş her sene yabancı transferi yapmayacağım diyor ama hep kadroda şişme oluyor. Her şeyi toz pembe göstermişsiniz ama Demirören çok yanlış işler yapıyor.

Reply