Fifa Ballon D'or hakkında ..

Zürih'te düzenlenen Fifa Ballon D'or ödülleri sahiplerini buldu. Futbolun Oscar'ları olarak tabir edilen ödül töreninde şüphesiz erkek ve bayan futbolunda 2010 yılına damgasını vuranlar ödüllerin sahipleri oldular. Bazılarının hak ettiği, bazılarının hak etmediği, bazılarının neden aday bile gösterilmediği fazlasıyla sorgulandı. Terskose olarak, erkek kategorisindeki ödül sahiplerine kısaca değinip, bunlara biraz yorum katalım istedik..
Öncelikle, yılın en iyi 11'ini kimler kazandı, bunları bir hatırlayalım;
Casillas (Real Madrid), Puyol (FC Barcelona) - Piqué (FC Barcelona) - Lucio (Inter), Maicon (Inter), Xavi (FC Barcelona) - Sneijder (Inter) - Iniesta (FC Barcelona), David Villa (FC Barcelona) - C.Ronaldo (Real Madrid) - Lionel Messi (FC Barcelona).
Yılın teknik direktörü için Vicente Del Bosque ve Pep Guardiola da aday gösterilirken, ödülün sahibi Jose Mourinho oldu.
Ferenc Puskas ödülü adı altında, yılın en güzel golünün seçildiği klasmanda ise milli futbolcumuz Hamit Altıntop'un, Kazakistan - Türkiye maçında atmış olduğu gol, bu ödüle layık görüldü. Lionel Messi'nin Valencia'ya, Van Bronckhorst'un da Uruguay'a attığı enfes goller, o güzel golün gölgesinde kaldılar.
Fifa Ballon D'or dünyada yılın futbolcusu ödülünü ise, takım arkadaşları Xavi ve Iniesta'yı geride bırakan Lionel Messi kazandı.
Futbolun Oscar'ları diye yazımıza başladık, zira salondaki atmosfer, iyi hazırlanmış olan tanıtımlar ve salonu dolduran, birbirinden kariyerli futbol figürleri aynı koltuklarda yanyana oturmaktaydı. Kısacası, futbolu dünya çapında popüler yapan herkes oradaydı desek, isabetli bir yorum yapmış oluruz herhalde.
Tören sırasında en çarpıcı manzaralardan biri, yılın 11'inin belirlendiği esnada, Lucio, Maicon ve Sneijder'ın isimlerinin anons edilirken Jose Mourinho'nun gözyaşlarına engel olamamasıydı. Törenin düzenlendiği salona dahil olamayan futbolseverler ise, bu görkemli programı TV başından izledi, kimileri de internet üzerinden yayını canlı takip edip, Piqué'nin kendi twitter'ından an be an paylaştığı fotoğraflara göz attı.
Dünyaca ünlü futbol yıldızlarını, üzerlerinde takım elbiseyle kürsüde gördüğümüzde, hiç şüphesiz ilk etapta bu durumu yadırgadık. Çünkü daha önce bu oyuncuları, ya üzerlerindeki formalarıyla ya da attıkları golden sonra formalarını çıkarmış olduklarından üstsüz olarak görmüştük. Jose Mourinho'yla, Pep Guardiola'nın salonda yan yana oturuyor olması da gecenin en büyük reyting malzemesi olarak defalarca ekrana getirildi. Bunun yanı sıra, kürsüde Sneijder'a "sizce 2010'un en unutulmaz anı hangisiydi" sorusu yöneltildiğinde, "eşimle evlenmiş olmam" cevabının duyulmuş olması da salonu o an kahkahaya boğdu. Anlaşılan Sneijder, yeşil sahalarda ne kadar disiplinli, zeki ve yetenekli ise, özel hayatında da o kadar romantik...
Fifa Ballon D'or için, FC Barcelona'dan Xavi, Iniesta ve Messi üçlüsünün aday gösterilmesi, geçtiğimiz haftalarda Jose Mourinho'nun canını sıkmış ve "Iniesta geçtiğimiz sezonun ilk birkaç ayını sakatlık gerekçesiyle kaçırdı, oysa Sneijder o sezonun başından beri her kupada Inter için önemli bir oyuncuydu" demesine neden olmuştu. Belki de haklıydı, çünkü Inter'in geçen yılki Serie A, İtalya Kupası ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluklarında takımı orta sahada dinamizmi ve oyun zekasıyla organize eden, bunların yanı sıra istatistiklere de katkı yapan oyuncu Sneijder'di ki, bu oyuncuyu sonrasında da durdurabilmek mümkün olmadı. Fair-play ruhuna aykırı ve defansif bir futbol oynayarak 2010 Dünya Kupası'nda finale kadar gelen Hollanda'nın tüm maçlarında en başarılı ve en istikrarlı isim olarak dikkat çeken oyuncu yine Sneijder olarak göze batmıştı.
Sneijder'ın Fifa Ballon D'or a aday gösterilmeyi hak ettiğine ne kadar katılıyorsam, geride bıraktığımız yıl, tarihinde ilk defa Dünya Kupası'nı kazanan Ispanya'ya kupayı getiren Iniesta, Barca'ya da gücü el verdiğince katkı yaptı ki, bu oyuncu bilindiği gibi istatistiğe yaptığı katkı kadar, takım savunmasındaki önemli rolüyle de ön plandadır. Dolayısıyla adaylık için onun isminin üzerinin çizilmesi de anormal karşılanabilirdi.
Xavi'ye gelince, belki de 2010'un en komple futbolcusu kendisiydi. Hani şarap benzetmesi yaparsam, iktidar partisinin dikkatini çeker miyim bilmiyorum, ama şarap gibi yıllandıkça Xavi, daha da büyüleyici bir oyuncu oluyor. Bana göre, Fifa Ballon D'or un sahibi kesinlikle o olmalıydı. Tüm bir sezon boyunca maç kaçırmamış olması, yazın ülkesi İspanya'yla Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamış olması ve bunlara son olarak 550 kez Barca forması giyerek, Katalan tarihinin en fazla forma giymiş Barcelona oyuncusu olması dudak uçuklatacak cinsten başarılar. Hatta yetenek ve zekanın yanı sıra, profesyonellik ve iş ahlakı gerektiren cinsten bir başarı diye tanımlarsak daha da başarılı bir yorum olabilir.
Messi'ye gelince, çoğu futbolsevere göre, zaten onun o salonda bulunması demek, ödülün ona gitme ihtimalinin yarı yarıyadan fazla olması demekti. Günler önce, Barca TV'nin yayınladığı küçük bir video vardı. Videoda Xavi, ödülü Iniesta'nın hak ettiğini, Iniesta ise ödülü Messi'nin hak ettiğini söylemişti.
Dün geceki törenin finalinde ve sonrasında da buna benzer bir manzara oluştu. Zira, ödülü kazanan ismi açıklayacak olan, 3 adayın da hocası Pep Guardiola, "Messi" dedikten sonra alkış kıyamet koptu, flaşlar ardı ardına patladı ve o titrek sesli Arjantinli ufaklık kürsüye çıktı... Bu ödülü kazanmayı beklemediğini, hatta Xavi veya Iniesta'nın kazanacağını düşünerek aklından küçük bir konuşma metni hazırladığından bahseden Messi, mütevazi kişiliğini medya önünde bir kez daha gösterdi desek yeridir. Belki de herkes bunu, o an için kameralar önünde yapılmış bir mütevazilik şovu olarak gördü. Fakat işin gerçeği hiç de sanıldığı gibi değil. Zürich'ten kafile olarak Barcelona'ya dönen kulüp, dönüşte iki uçak kullanmış. Birinde yöneticiler ve bazı önemli misafirler, diğer uçakta ise futbolcular ve arkadaşları bulunuyormuş. Uçak havalandıktan sonra, şampanyayı patlatan Messi, kadehini takım için kaldırıp, kazandığı ödülü başta Xavi ve Iniesta olmak üzere tüm takıma armağan ettiğini ifade eden bir konuşma yapmış. Çocukları etkileyecek masal gibi bir hikaye veya Fotomaç gazetesi senaryoları gibi bir olay olsa da, bu olay Barcelona'nın resmi web sitesinden bildirdiği bir haber.
Tören sonrasına ait bir başka demeç de kulübün efsanelerinden olan Hristo Stoichkov'dan geldi: "Eskiden beni durdurabilmek için bir silaha ihtiyaç duyarlardı, fakat Messi benden daha iyi. Onu durdurabilmek için makinalı tüfeğe ihtiyaç duyabilirsiniz."
Ballon D'or ödülleri bildiğiniz gibi, bu yıl itibariyle Fifa World Player Of The Year'la yani Fifa Dünyada Yılın Futbolcusu ödülü ile birleştirildi ve adı da, Fifa Ballon D'or oldu. Fakat dünden bugüne bakıldığında, FC Barcelona tarihinde tam 8 tane Ballon D'or ödülü bulunuyor. Ballon D'or ödülü altında Luis Suarez, Johan Cruyff(2), Hristo Stoichkov, Rivaldo, Ronaldinho ve Messi en iyi seçilirken, Fifa World Player Of The Year ödülüne de Romario, Ronaldo, Rivaldo ve Ronaldinho(2) sahip olmuşlardı. Artık bu yıldan itibaren, bu iki ayrı ödül tek bir ödül adı altında yani Fifa Ballon D'or olarak takdim edilicek.
Jose Mourinho ve Iker Casillas, tören sonrasında "Messi ödülü haketmedi" diyerek yeni bir fitili ateşleyedursunlar, kupalar gibi ödüllere de ambargo koyan Barca ve oyuncuları hakkında final sözlerimizi burda noktalamalıyız ki sonrasında en iyi teknik direktör seçimine de kısaca değinebilelim istiyorum.
En iyi teknik direktör seçimine göz attığımızda Inter'deki başarılarından dolayı, Jose Mourino'nun bu ödüle sahip olması çoğumuzu şaşırtmasa da, farklı görüşler de yok değil... İspanya'yı tarihinde ilk defa Dünya Kupası şampiyonu yapan Vicente Del Bosque'nin, elindeki kadro kalitesi ne kadar mükemmel olarak tabir edilse de, ülkesi adına tarihi bir başarıya imza attığı gerekçesiyle, Jose Mourinho'nun önüne geçebilirdi. Şampiyonlar Ligi finansal açıdan daha büyük bir organizasyon olarak kabul edilse de, Dünya Kupası isminden dolayı ve tüm kıtalar arasında bir rekabet ortamı yarattığı gerekçesiyle, reytingi daha büyük bir organizasyon. Bu sebepten dolayı Del Bosque, Mourinho'nun bir adım önüne geçebilirdi diye düşünüyorum.

Yazımızın sonlarına gelirken, milli gururumuz Hamit Altıntop için de bir şeyler yazmamız kaçınılmaz. Diğer aday gollerden, Lionel Messi'nin Valencia'ya attığı gol her ne kadar sadece Playstation'da atılabilecek gollerden olsa da, 2010 Dünya Kupası sonrası futbolu bıraktığını açıklayan, Gio van Bronckhorst'un finallerde Uruguay'a atmış olduğu müthiş gol de inanılır cinsten değildi. Hatta belki de değer açısından, bir Dünya Kupası yarı finalinde atılmış olduğu gerekçesiyle Hamit'in golünden daha değerli kabul edilmeli. Zira, ödülü kazanan Hamit de bunu doğrular gibi konuştu. Bayern Münih forması giyen gurbetçi futbolcu, Kazakistan'a atmış olduğu ve ödül getiren golü için "hayatımın en önemli gollerinden biri olduğunu söyleyemem, fakat hayatımın en güzel golüydü" diyerek, objektif bir yaklaşımda bulundu. Hem atmış olduğu o mükemmel gol için, hem kazandığı ödül ile ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiği için, hem de kürsüdeki tutumundan dolayı, alkıştan fazlasını haketti.
Bir sonraki, yada başka bir tabirle 2. Fifa Ballon D'or da neler olur, kimler neleri kazanır, kazanan ve kaybedenler için ne yorumlar yapılır bilinmez, fakat görülen o ki, futbolun Oscar'ları herzaman, bir Şampiyonlar Ligi finali kadar izlenmeye değer olucak. Dünyanın en fazla izlenen, en büyük futbol liglerinden olan ve en fazla yatırımların yapıldığı diğer iki lig olan Premier League ve Serie A'dan da bir sonraki ödül töreni için bir kaç aday çıkarsa ortam ve tören daha çekişmeli olabilir. Sonuçlara bakıldığında, özellikle Mourinho'suz Serie A, ve Ingiliz futbolu bu konuda büyük eleştiriyi hakediyor.
2 Comments
Dünya Kupasında ortalıklarda gözükmeyen, şampiyonlar liginde de kupayı kaldıramamış Lionel Messi Fifa Ballon D'or 2010'u kazanabiliyorsa kimse benden bu ödüle saygı duymamı beklemesin...
ReplyAyrıca Total futbolun kurucusu Hollanda tarihin hiçbir döneminde fair play yoksunu olmamıştır.
Ballon D'or a aday gösterilmeyi fazlasıyla haketti diye düşünüyorum. Fakat ödülün sahibi olmayı hakedip etmediği tartışmaya açıktır.
ReplyHollanda'nın fair play yoksunluğuna gelince, 2010 dünya kupasının en centilmen takımı seçilen İspanya'ya karşı oynadıkları finalde, 9 oyuncuları sarı kart gördü. De Jong'a da verilmeyen 1 kırmızı kart var, ki insanlık suçu olarak tarihe geçti o uçan tekme. Xabi yaşadığı için şanslı olmalı.
iyi takipler.