Eşcinsel bir hakemin hayatını söndürmek
Ülkemizdeki saymakla bitmeyecek tabulardan biri de eşcinsellik konusudur. Bilim insanlarının araştırmaları ve tezlerine rağmen, eşcinselliği tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak niteleyen bir Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı'na sahibiz.
Aynı zamanda örneğin; THY'nin pilot, hostes ve diğer personellerinin kıyafetlerinin tasarım işini alabilmek gibi pek çok maddi çıkar dolayısıyla kendisini "muhafazakar eşcinsel" olarak niteleyen ve kendisine yaşam hakkı tanımayan bir ideolojinin mensubu olan bakanın partisine yakın olduğunu söyleyen bir modacımız da var. Eşcinsel vatandaşlarımızın haklarını savunan, onların sorunlarına kulak veren, çözüm arayan sosyalist partiler ile birlikte omuz omuza yürüyeceğine, radikal dinci bir partinin destekçisi olabilmiştir kendileri. Ayrıca çıkıp da eşcinsellerin temsilcisi olduğunu dahi iddia edebilmektedir.
Gazete köşelerinde ise kendisine yazar diyen bir adam çıkıp Fenerbahçe kadın basketbol takımındaki iki yakın arkadaşı, birbirinin "eşi" olarak nitelemek, kelime sonuna (!) işareti koyarak, bu yolla eşcinsellik imasında bulunup oyunculara karşı karalama yaptığını sanmaktadır.
Bu şartlarda yaşadığımız ülkemizdeki birçok sorunun, çözülmeyip de sorun olarak kalmasının en büyük sebebi, çağ dışı kafaların ülke yönetimine ve görevi yönetimi denetlemek ve eleştirmek olan gazetelerin sayfalarına getirilmesidir. Aynı şekilde söz konusu soruna sahip çıktığını, sorunun muhataplarının sözcüsü olduğunu söyleyenlerin hiçbir adım atmaları veya ülkeyi yöneten "güç"lere karşı seslerini yükseltmekten korkmalarındandır. Bu şekilde birçok konu, 21. yüzyıla gelmemize rağmen tabu olarak kalmıştır, kalmaya da devam edecektir.
Eşcinsel meselesinin futbol sahalarıyla ilişkisi ise Trabzon bölgesi hakemlerinden Halil İbrahim Dinçdağ'ın eşcinsel olduğunun ortaya çıkmasıyladır! Hakemimiz, başına gelecekleri bildiğinden eşcinsel olduğunu sonuna kadar saklamaya çalışmıştır ve bunda da ülkemizin şartları ve insanlarımızın hoşgörüsüz yaklaşımları dolayısıyla kendince haklı sebepleri olduğu söylenebilir. Üzerine konuşulması gereken, aslında bir hakemin eşcinsel olduğunu saklamak zorunda hissetmesi olmasına rağmen bundan önce federasyonun bu konudaki tutumunu irdelemek gereklidir. Hikaye şöyle:
14 yıldır hakemlik yapan Halil İbrahim Dinçdağ, 13 Ekim 2008'de askere gidiyor. Ancak askerliğe elverişli olmadığı gerekçesiyle 28 Ocak 2009'da terhis ediliyor. Askerlik dönüşünde 1 Mart 2009'da Trabzonspor-Konak Belediye kadınlar müsabakasını yönetiyor ve bu maçtan sonra artık kendisine maç verilmeyeceği, hakemliği kendisinin bırakması söyleniyor. Bunun üzerine MHK üyesi Turgay Güdü ile görüşüyor ve kendisine verilen raporda yazıldığı üzere "psikoseksüel bozukluk" gerekçesiyle askerlikten muaf tutulduğunu belirtiyor. Dinçdağ, diğer MHK üyeleriyle yaptığı görüşmeden sonra ise Güdü'nün kendisine "Tamam, sen hakemlik yapacaksın, sorun yok" dediğini söylüyor.
Ancak tüm görüşmelere ve yazışmalara rağmen mesleğine döndürülmeyen ve testlere alınmayan Dinçdağ federasyona başvurmaya karar verdiğinde, Turgay Güdü herhangi bir sonuç alamayacağını ve başvursa bile durumunu herkesin öğreneceğini söyleyerek üstü kapalı tehditte bulunuyor. 11 Mayıs 2009'da federasyona gönderdiği dilekçe ise bir şekilde basına sızıyor ve Fatih Altaylı köşesinde hakemin kimliğini afişe ediyor.
Bundan sonrası ise Dinçbağ için tam bir kabus oluyor. TFF'ye dava açan Dinçbağ hakemlik yapamamasının yanı sıra içinde bulunduğu durumu mahkemedeki açıklamasında şöyle ortaya koyuyor:
"14 yıldır hakemlik yapıyordum. Artık yapamıyorum. 1.5 yıldan beri, 16 senedir yapmakta olduğum radyo sunuculuğunu artık yapamıyorum. Hangi işe başvurduysam, özel durumumdan dolayı kabul edilmedi."
TFF ise avukatı aracılığıyla mahkemeye verdiği dilekçede Dinçdağ'a cinsel tercihi yüzünden değil, "performans yetersizliği" dolayısıyla maç verilmediğini savunuyor, üstüne üstlük hakem kadrolarını belirlerken din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmadan hareket ettiklerini söylemek gibi bir komediye imza atıyor!
Eşcinsel bir insanı işinden etmek bir yana, hayatını karartmak gibi bir acizliğin içine düşmüştür TFF yetkilileri. Uyduruk sebeplerle maç verilmemesi yeterince vahimken, eşcinsel olduğunu kim, hangi gerekçeyle basına sızdırmıştır, hakemi kim yok etmek istemiştir? Öte yandan kafa yorulması gereken bir diğer nokta da, herhangi bir vatandaşın eşcinsel olmasından dolayı iş bulamaması, dışlanması, hor görülmesi, hakarete uğraması ve sanki toplumun bir parçası olmadığı ve ülkemizde yaşamıyormuş gibi görmezden gelinmesidir. Örneğin Dinçdağ, eşcinsel olduğunun öğrenilmesinden sonra yalnızlığa itildiğini, pek çok kişinin kendisi ile görüşmeyi kestiğini belirtiyor. Bu sorunu, İran'da, sayıları azımsanamayacak boyutta olan eşcinsellerin idam edilmesi gibi bir yolla mı çözmemiz gerekiyor acaba!?
Dinçdağ mağdur edilmiştir, hakemliğinden ve radyoculuk mesleğinden mahrum bırakılmıştır. Mücadelesini halen sürdürmektedir. Şu an, TFF'ye açtığı 110 bin TL'lik tazminat davasının peşinde ve iç hukuk yollarından sonuç alamaması durumunda davayı AİHM'ye kadar taşıyacak. Ancak ne acıdır ki dava masraflarını karşılayacak parası bulunmadığından mahkemeden "adli yardım" talep etmiştir. Hakemimizi bu duruma düşürenler utansın, en büyük 16. ekonomi diye övünürken; insan hakları, demokrasi, özgürlükler ve daha birçok konuda hala daha dünya sıralamasında 3. ligde top koşturan bir Türkiye gerçeğini görmezden gelen "yönetici"lere de yazıklar olsun!


8 Comments
escinsel hakemin sahalarımızda yeri yok
Replyevet, sahalarda işte sokakta hiçbir yerde yerleri yok..yaşamasınlar en iyisi..daha iyi dimi?
Replyi... hakem diye tezahürat ediyoruz ki hakemler hata yapmasın. bence böyle hakemler sahada olursa hakem hataları daha çok artar
Replyhakeme küfredince hata yapmayacağını düşünmek ilginç.baskı altına almaya çalışmak ve kendi lehine karar vermesine çalışmak olmnasın sakın o? hakem kendi cinsel terciyle alakalı bir hakareti önemsemediğinde hata yapmaktan çekinmeyecek yani..helal olsun süper yorum gerçekten!..
Replyhakemin sahada otoriter ve sert olması gerekir. yoksa maçın kontrolünü kaybeder ve sporcularla dialogunu yitirmeye başlar. bu nedenle eşcinsel hakem bence de olmamalı.
Replysöz konusu hakemin 14 yıl boyunca maç yönettiği düşünülürse, kendisinin eşcinsel olması sebebiyle -eğer değilse- yeterince otoriter ve sert olmadığı herhalde bunca zamanda tespit edilebilirdi. otoriter ve sert olmanın cinsiyetle bir alakası yoktur, bu insanın kişiliğinde vardır veya yoktur. o zaman kadın hakemleri nereye koyacağız? erkek maçlarını yöneten kadın hakem örneklerini gördük..tabi onlara da hakaret yağdıran aynı cinsiyetçi kafadaki spor yorumcularına ve spikerlere de rastlamıştık.Bir kadının veya bir eşcinselin de otoriter ve sert olabileceğinden söz edilebilir. Bu bir eşcinseli kafanızda nasıl tahayyül ettiğinize bağlıdır!!!
ReplyAnlamıyorum ki eşçinsellerden neden bu kadar korkuyorsunuz? Bir eşcinseli tehtid olarak algılıyorsanız ve onları yakınlarınızda görmek istemiyorsanız, psikoseksüel bozukluk teşhisi hakeme değil, böyle düşünenlere koyulmalıdır.
Replyherhangi bir kadın veya erkek otoriter, sert olabilir ama homoseksüel birisi doğası gereği sert olamaz herhangi bir fiziksel müdahalede kendisinden geçerek maçın kontrolünü kaybedebilir.
Reply